bakan ve yansıması


“Ölçüsüz ve ölçülemeyen zamanı ölçebileceksiniz.
Davranışlarınızı ayarlayacak, ve hatta ruhunuzun rotasını,
saatlere ve mevsimlere göre yönlendirebileceksiniz.
Zamanı, kıyısında oturup, akışını izleyeceğiniz
bir nehir haline döndüreceksiniz.

Aranızda, özündeki sevme gücünün sınırsızlığını
hissetmeyen var mıdır acaba?” Halil Cibran

İstanbul’da, gündelik hayat dediğimiz bir koca girdap. Eteğinin ucunu kaptırdın mı çırpın ki çıkasın içinden. Pür dikkat! Sürekli bir kaçma kovalama hali. Yakalandın mı içinden kaç ayda, kaç yılda çıkarsın kim bilir. Sokak kedisi gibi her daim kuyruk dik, pençeler hazır gezmeye de güç yetmeyince, bir bakmışsın çoktan hay huyun içinde, sinirler laçka, sırt kasları gergin..Şanslıysan, sevdiğin tutar omzundan “Bir dur, kaldır başını göğe bakalım” der. Onun da paçasını seninle aynı zamanda girdaba kaptırmış olma ihtimali için, acil durumda kırılacak bir cam olmalı. Benim için bu; uykuya giderken önünden geçtiğim kapının üstüne yapıştırdığım “tercih ettiğim davranışlar” listesi. İlk üç: her türlü hırstan uzak durmak, olumlu düşünceyi seçmek, sevgiyi öncelemek. Hala umudum var; bir gün listeye bakmaya gerek kalmadan, paçamdan tutan hayatı silkelemeyi, girdabın içinden geçip gitmeyi öğreneceğim. Aynaya bakanla yansıyanın arasındaki farkın azalacağı o güne dek, elimden tutup “Unut her şeyi su kıyısına gidiyoruz. Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin. Durma göğe bakalım” diyene minnetle ey!
geziler, hayat içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın