müzik ruhun gıdasıdır


 

“Müzik ruhun gıdasıdır” atasözü, çocukluğumun kafa karıştıran atasözleri listesinden hiç çıkmadı. Öğretmenin ve annemin, çocuğa nasıl anlatılır sınırları içinde yaptıkları açıklamalar hiç bir zaman işe yaramadı. Sorularım cevapsızdı. Ruhun gıdası ne demekti, ruh neydi, sadece müzikle mi beslenirdi, beslemesek ne olurdu? Madem beslenmesi gerekiyordu o zaman bizim evde niye kimse müzik aleti çalmıyor ya da şarkı söylemiyordu; neden radyo ve televizyonda çoğu zaman haberler, filmler ve ciddi konuşmalar oluyordu; müziksetimiz vardı ama salondaki biblolardan farksızdı kimse ellemiyordu; bizim evdekiler bu durumda ya ruhsuzdu ya hep ruhlarımız yarı aç geziyorduk. Ya kimse bu sözü ciddiye almıyordu, ya aç olduklarının farkında değillerdi, ya da bilmiyorum bir tuhaflık vardı. Üstelik sadece bizde değil komşularda da durum aynıydı.

Şimdi durup geriye bakınca, aklıma gelenler: TRT Türk Halk ve Türk Sanat Müziği Koroları; mutlaka Emel Sayın, Zeki Müren, Serap Mutlu Akbulut, Arif Sağ, Bedia Akartürk; TRT Pazar sabahı klasik müzik konserleri; ve dolmuşlardan yayılan Sezen Aksu, Orhan Gencebay, Ahmet Kaya, Nilüfer, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur şarkıları. Eh, vücudumuz gibi ruhumuzun da, tek yönlü değil çok yönlü beslenmeye ihtiyacı var.

Bence müzik dinlemenin en keyifli yolu, aracı kullanmadan, canlı dinlemek. Hareketi, sesi tam da yaratılırken görmek, sesin mekanda yayılışını ve bedenimizi sarışını hissetmek. İstanbul’da klasik müziği canlı dinleyebileceğiniz, sürekli konser veren bildiğim kadarıyla sadece üç orkestra var: İstanbul Devlet Senfoni, Borusan Filarmoni ve Akbank Oda. Bu defa ruhumu besleyen, Akbank Oda Orkestrasının şef Cem Mansur yönetiminde çaldığı F. Mendelssohn (1809-1847)’un “Yaylılar için Senfoni no 7”si, B. Krol (1920)’un “Magnificat” çeşitlemeleri, G. F. Telemann (1681-1767)’ın “Re majör Trompet” konçertosu, M. Tippett (1905-1998)’in “Çift Yaylı Sazlar Orkestrası İçin Konçerto”suydu. Konserin konuk solisti trompetçi Reinhold Friedrich’dı.

Artık biliyorum, ruhumu keyif alacağı bir müzikle besleyip uykuya gönderdiğimde, ertesi güne keyifle başlıyorum, yüzümde gülümseme, içimde kelebeklerle.

Yazıya eşlik etsin diye konser sırasında yaptığım kısa kaydı eklemek istedim ama bunu nasıl yapacağımı bulamadım. Onun yerine, Los Angeles Filarmoni orkestrasının seslendirdiği, Felix Mendelssohn’un “Die Hebriden” (Fingal’s Cave) – Overture’unu  ekliyorum. http://www.youtube.com/watch?v=a3MiETaBSnc&feature=related


Reklamlar
Bu yazı müzik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s