kelimeler


 

 ‘Şey’ sözcüğü gibi bağıntısız
Ağaççileği gibi durduğu yerde bir ezinti
Piyano tuşları —tek tek bakıldığında—
Çarçabuk bir göz atıldığında ayrıntısız —beyaz—“*
Gündelik konuşmalarda kullandığım, anlamını bildiğim bir kelime, bir gün sebepsizce kulağıma farklı gelir. Bu size de olur mu? Sanki cümle içinde kullanılmaya itiraz eder, göze batmak ister. Ağzımdan öylesine çıkıvermesine içerler bir hali vardır. Durup, tekrar ettikçe kelime başkalaşır, sanki konuştuğum dilde böyle bir kelime yokmuş gibi hissettirir. Eğer bir eşyanın adıysa, neden o seslerin o şekli ifade etmek için kullanıldığını, eşyanın işleviyle bağlantısını düşündürür. Başka dillerde karşılığını çağrıştırır. Ağız hareketlerim, çıkardığım ses, duyduğumun zihnimdeki karşılığı uyumsuzdur. Başkalarına ağzımdan çıkan seslerin söylemek istediğim olup olmadığını sorup, kelimenin doğruluğunu sınadıktan sonra bile hemen yerine yerleşmek istemez. Bir kaç dakika daha fark edilmenin, parlamanın keyfini sürer.
“Doğrusu ya
Yanılmak her şeyi yeniden görmek gibi bir şey oluyor”*
Kulağa farklı gelen, soyut kelimelerdeyse durum daha zordur. Ses dizilişinin doğruğundan emin olduğunuzda bile, somut kelimeler gibi biraz parlayıp yerlerine geçmezler, anlamları üstüne düşünülsün, belki düşünce yolunda bir yerlere uğransın isterler. Kısacası, zihinde gezmeyi ve gösteriyi uzatmayı severler.
Bir kaç gündür, benimle köşe kapmaca oynayan kelime “Adanmışlık”. Birlikte azim, tutku, vageçiş, takılıp kalmayı dolaştık; aşk ve hayatla bağlantısını sorguladık; ne kadar iyi/kötü karar veremedik. Kendini sanata, bilime, insanlığa adayanlara hayran olmanın, tanrıya adayanları takip etmenin, bir tek insana adayanlara acımanın gerisinde olanı anlamaya çalıştık. Adanmışlık insanın kendinden vazgeçişi midir, yoksa kendini adadığı şeyde buluşu mudur? Bilemedim. Anlaşılan biraz daha sürecek yerleşmesi adanmışlığın.
“Bembeyaz bir alan oluyor mutluluk
Bembeyaz bir kalabalık”*
Bu hafta, öylesine geçip gitmesin diye zamana çentikler attım. Hangi günü yaşadığımı bildim. Böylece, su gibi geçmeyen, keyfi sürülen bir hafta oldu. Pembe gözlükleri takıp, haftasonu için dilek dileme vakti geldi. Uzun ve muhabbetli haftasonu kahvaltıları, geçen haftasonu gidemediğim pamuk prenses ve elli cücenin yaşadığı saraya ziyaret, biraz da uyku. Gerisini süprizlere ve cinin marifetine bırakıyorum, akışa ve yaşanan anın farkına vararak keyfini çıkarmaya.
“Yeni bir renk buldum bugün, suyun atkısı rengi
 
Oyuğumdan çıktım
Çıkmamı duydum
Bir süre yürüdüm yürüdüm”*

*Edip Cansever

Reklamlar
Bu yazı havadan sudan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s