Lübnan (1)


Sonra Almitra tekrar konustu: ‘Peki ya beraberlik? ‘
Ve o cevap verdi:
‘Siz beraber doğdunuz ve hep öyle kalacaksınız.
Ölümün beyaz kanatları, sizin günlerinizi
dağıttığında da beraber olacaksınız.
Siz Tanrı’nin sessiz belleğinde bile beraber olacaksınız.”
*

Lübnan denince aklınıza ne gelir? Liman, yemekler, klişeler: “eskiden Doğu’nun Paris’iydi”, savaş, çok kültürlülük ,Halil Gibran, müzik, Fairouz, Jehan Barbur, şaraplar, Fenikeliler, Amin Maalouf, Orta Doğu, ticaret…  İstanbul’dan uçakla bir buçuk saat uzağımızda, vize sormadan bizi buyur eden, kimi şeyleri size çok tanıdık gelecek bir ülke Lübnan.  Bu yazıda anlatacaklarımsa bir haftasonuna sığanlar.

BEYRUT :

Günün her saatinde kıyafetlerinden ışıltıyı, dudaklarından kırmızı ruju eksik etmeyen güzel kadınların; lüks arabalarının içinde durdurak bilmeden korna çalarak birbirleriyle haberleşen erkeklerin ve sokağı dolduran oryantal müziğin şehri Beyrut.

Kuzeyi hem görülecek yerlere yakınlığından, hem de güvenlikten dolayı konaklamaya daha uygun. İnternetten bütçenize göre istediğiniz gibi bir oteli kolaylıkla bulabilirsiniz. Şehirde düzenli bir toplu taşıma sistemi olmadığından, en iyi seçenek –özellikle bir kaç kişiyseniz- taksileri kullanmak. Bunun için hem resmi olarak taksiler, hem de taksi olarak kiralayabileceğiniz arabalar var. Ücrete taksimetre yerine pazarlıkmetreyle karar veriliyor. Dolar olarak söylenen rakamı, yerel para olarak vereceğinizi söylerseniz genelde kabul ediyorlar. Bu da yüzde elli indirim demek (Mart 2011;  1 USD= 1.45 Lübnan Pound). Havaalanından(1) şehre ulaşım için de en rahatı kalacağınız otelden sizin için bir taksi ayarlamasını istemek. Gezerken, araç öncelikli olduğu ve yayaları görmezden geldikleri için trafiğe; fotoğraf çekiyorsanız da kadrajınıza askeri bina, araç veya asker girmemesine dikkat etmenizi öneriyorum. Günlük alış verişlerde Dolar, Lübnan Pound’u kadar yaygın kullanılıyor. Fransızca, Ingilizce, Arapça biliyorsanız ya da vücut dilinizi Türkçeye geçen Arapça kelimeler eşliğinde kullanırsanız hemen herkesle kolayca  iletişim kurabilirsiniz.

Güne güzel bir kahvaltıyla başlamayı sevenlerdenseniz, bulunduğunuz bölgede ki “ekmekçi”nin yerini sorun. Orda, otlu, sebzeli, peynirli, sade, kişnişli envai çeşit omlet, özel ekmekler, bitki çayları, günün her vakti menüden eksik olmayan süzme yoğurt benzeri “labne” sizi bekliyor olacak. Uzun kahvaltıya vaktim yok diyorsanız ve oteliniz Hamra tarafında limana yakınsa, o zaman denizin kıyısındaki “Manara Palace Cafe” nin taze meyve sularını denemenizi öneririm. Kahve olmadan uyanamayanlardansanız, Starbucks, Gloria Jeans, Colombian Coffee Beyrut’u da mesken tutmuş, aramasanız da kolayca bulursunuz.

Amerikan Üniversite kapalıyken, müzesi de kapalı oluyormuş. Yani haftasonu gittiyseniz, sadece üniversitenin kampüsünü görebilirsiniz. Giriş kapısında beyaz sandalyeye uyur gibi kaykılarak oturan, ne deseniz “Burdan giremezsiniz. Müze girişi diğer tarafta” diye tekrarlayıp duran güvenliği geçmek için, biraz ısrarcı ve kendinizden emin olmanız gerekiyor. Ya da sizi apartmanların arasından kampüse gizlice sokacak birini bulmanız.

“National Museum” (2) haftasonu açık. İstanbul ve Ankara’daki arkeoloji müzeleri ile kıyaslarsak büyük bir müze değil bu. İçerde sergilenen eserlerin her biri, savaş sırasında zarar görmesin diye ayrı ayrı ahşap kasalar içine konup betonla kaplarak korunmuş. Aklıma Amerikan bombardımanından nasibini alan Bağdat müzesi geliyor. Savaşlar sadece o gün yaşayanları değil; kalanları köksüz, kimsesiz, eksik bırakmak için bizden önce yaşayanlarla bağlarımızı da yok ediyor.

Lübnan, binlerce yıldır Ortadoğu’nun bereketinden de acısından da nasibini almış bir ülke. Arkeolojik bulgulara göre kimi şehirlerinde yerleşim milattan önce 7000 lere kadar uzanıyor. Fenikelilerin ana vatanı olan Lübnan, tarihi boyunca Mısır, Pers,  Asur,Helen, Roma, Arap, Selçuklu, Memlük, Osmanlı, Fransız egemenliğine girmiş; 1943 yılında Lübnan devleti kurulmuş ama Fransa’nın tamamen ülkeden çekilmesi II. Dünya Savaşının bitişinden sonra, 1946’da olmuş. Ne yazık ki Lübnan’da savaş bağımsızlığını kazandıktan sonra da eksik olmamış: 1948 Arap-İsrail savaşı, 1975 iç savaş, 2005 Sedir Devrimi, 2009 İsrail-Lübnan savaşı. Hala ülkenin güneyi Hizbullah denetiminde olduğu için, doğusu ise İsrail ve Suriye ile süren huzursuzluk nedeniyle güvenli değil. 

Lübnan’da, beraber doğmuş, beraber yaşayacak hatta ölüm geldiğinde onları beraber bulacak denilen Hristiyan ve Müslümanlar, on yıl boyunca sürdürdükleri iç savaşın sonunda, ayrılmaya değil yine  beraber yaşamaya karar vermişler. Yaşanılan acı halkın belleğinden silinmesin diye de Beyrut sokaklarında kurşunlardan harabeye dönmüş kimi binalar öylece korunuyor. Yanından geçtiğinizde, ömrünüzde hiç savaş görmemiş de olsanız, korkuyu, çaresizliği, şiddeti, acıyı içinizde hissediyorsunuz. Beyniniz bir yerlerden kurşun sesini, barut kokusunu ve çığlıkları tamamlıyor; n’olur bundan sonra da hayatımda savaş olmasın diye geçiyor aklınızdan. Hala bu coğrafyada, savaşa doğan, savaşsız hayat nedir bilmeden yaşayan ve savaşta ölen çocukların olduğunu bilip, insanlığınızdan utanıyorsunuz.

“En şık elbiselerin
Diğer yanının tezgahında dokundu.
En tatlı yemeklerin
Diğer yanının sofrasında yediğin.

Allah aşkına!
De bana
Nasıl olur da
Kendini diğer yanından ayırabilirsin? “*  

 * Halil Cibran

(1)Otelden ayarlayacağınız özel taksiyle havaalanından Hamra caddesine kadar 25-30USD

(2)Taksiyle Hamra caddesinden “National Museum”a kadar 10.000 LBP

Reklamlar
Bu yazı geziler içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Lübnan (1)

  1. kanatsizkelebek dedi ki:

    görmüş kadar olduk
    teşekkürler

  2. daha devamı var :)

  3. kanatsizkelebek dedi ki:

    yaaa ! o zaman bekliyoruz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s