“Dondurma kutusu üstünde üç kırmızı çiçek”


 “Dondurma kutusu üstünde / Üç kırmızı çiçek / Canımın içi kadar sıcak / Dilediğim kadar kırmızı / Özlediğim kadar gerçek.”*
Kafamdaki telaşeden öyle yorgunum ki, tüm gün spor yapmışım da pestile dönmüşüm gibi; tembel tembel koltukta kıvrılasım, boş gözlerle elimdeki kitaba, televizyona bakasım var. Zamanım mı bol, güneş mi ayarttı yoksa bir yerden yine “hayat kısa” lafını duyup farkına varmadan bilinçaltı kırık plağını mı çalıştırdım bilmiyorum, geçen neşeli Cuma’dan beri “Ne yapsam?” sorusu yeniden arzı endam etti kafamın içinde. Üstelik, kafamın içindeki soruyu sorup kenara da çekilmiyor,  baharın enerjisiyle susmadan uçan serçe gibi, verdiğim her cevabı gagasına takıp pıt o dala pıt bu dala savurup duruyor. Hayal kurmaktan, gerçeği yıllar sürecek hayali zihnimde bir kaç saatte yaşayıp  bitirmekten, daha biten hayalin tadına varamadan bir sonraki hayale atlamaktan bitap düştüm. Üstelik her hayalden sonra önümde kalan yapılacaklar listesi de cabası. Nüfusa kayıt, pasaport randevusu, vize başvuruları, SF ve LA deki üniversiteler, onbeş günlük “workshop”lar, şu elimdeki kitabı [Gösterge Bilime Giriş] bu akşam bitirmem lazım (Neden lazım? Bilmem öyle planladım, sırada bekleyen iki kitabın merakından olabilir, ya da atmışımdır kafamdan bu kitabı üç günde bitirmeli diye, aman aman…), blog yazısı için alınan notlar bilgisayara geçirilecek,  Barcelona (?), Don Kişot’un sitesine bakmayı unutma, İstanbul içindekilerin listesine de bak bir ara, yazıyı toparlamalı, ödeme listesine eklenecekler (Off! Bu arada şu arabanın patlak egzosunu da bir değiştirsem iyi olacak), yer seçmek lazım, konu seçmek lazım (Aa, Merlin başlamış)…  Ne yapmalı? “Sormaya başladıktan sonra cevaba doğru ilerliyorum demektir, zamanı gelince…” deyip serçeyi son konduğu dalda uyumaya bıraktım.
 “Dondurma kutusu üstünde yaz gelmiş meğer / Neler getirdi kim bilir neler / Neler götürecek.”*
Sabahları evden ofise giderken genelde üç radyo programı arasında dolaşıyorum: Açık Gazete (Açık Radyo), Haberler (NTV Radyo), Cem Ceminay Backup Morning Show (Radyo N101). Bu sabah Cem Ceminay’da takılı kaldım, bir süredir programda kendisine eşlik edecek bir “melek” arıyor, uzun bir “melekten beklenenler” listesi var: güzel olacak, parfüm kullanmadan güzel kokacak, ayakları büyük olmayacak, neşeli olacak, muhabbetli olacak en sık tekrarladıkları. Her sabah bir aday geliyor, dinleyenler de Facebook üzerinden adayı oyluyor, sonunda biri seçilecek, bakalım.  Program konuları ve dinleyici yorumları, bazen beni atmosferin bir yerlerinden dünyaya hızla fırlatıyor,dumur hali, eşekten düşmüş ya da eşeğimle Bağdat Caddesinde dolaşıyormuşum gibi. Bu sabahın konusu: “Kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır?” Allahım, Allahım! Kibar olacak hem de her defasında kapıyı açacak kadar, güzel kokacak, asla maçoluk yapmayacak hatta “bunu böyle yapmasan olmaz mı?” soru cümlesiyle bile, arabası ve üstü başı temiz olacak, zevk sahibi olacak, saygı göstermeyi bilecek, sevgisini hem sözle hem hareketleriyle belli edecek, yüksek sesle konuşmayacak zinhar bağırıp çağırmayacak, kesinlikle karizmatik olacak, zevk sahibi olacak… Ben ofise geldiğimde hala fiziksel özellikler ve davranışlar tercih sırasında başlardaydı; kitap, sanat, akıl fikir kısmına gelememişlerdi.
Diyorum ki devlet her şehirde nüfus sayımı yapar gibi ev ev dolaşarak bir anket yapsın. Kadınlara “erkekten”, erkeklere “kadından” ne bekler, ne arar sorulsun. Sonra bu listeler bilgisayara geçirilsin ve çoğunluğa göre karşılıklı temel beklentiler çıkarılsın. Arkasından da her il ve ilçede halk eğitim kursları bünyesinde erkek ve kadını karşı cinsin beklentisinden haberdar etme, bu konuda eğitme kursları açılsın. Biz de kurtulalım artık aradığımızla gerçek hayatta bulunanlar arasındaki bu kapanmaz uçurumdan. Elbette, değişen hayat şartları göz önüne alınarak bu anketler 10 yılda bir yenilenip, eğitim programlarının gözden geçirilmesi gereği unutulmamalı. Bakın o zaman hepimiz cennette, hepimiz hayalimizdeki sevgiliye kavuşmuş, hepimiz mutluluktan birer melek olur muyuz, olmaz mıyız? Bekliyorum seçim öncesi, bakalım hangi parti değerlendirecek bu fırsatı?
*Bedri Rahmi Eyüboğlu
 
Reklamlar
Bu yazı havadan sudan içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s