“beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun”


“Beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun
O ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla
Üstelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır
Günaydin!”*

Salon balkonuma, nerdeyse yarım metrelik yuvayı yapan misafir, meğer bir saksağanmış. Cumartesi sabah, uzun kuyruğunu cama çarpa çarpa yuvanın içinde dolanıyor, kuru dallarla hazırladığı zeminin ortasını çamurla sıvıyordu. Biraz yakından bakayım dedim, ürküp kaçtı. Bu sabahsa yuvanın içinde harıl harıl çalışan iki saksağan vardı. Anlaşılan, çok sürmeyecek, yuvanın ortasına çamurdan bir oda konduracaklar.

Saksağanlar, seyrek ağaçlı arazilerde, tarla, park, bahçe ve fundalıklarda yaşarmış. Eh, etrafta ağaç kalmayıp her yer site olunca, saksağanlar da kendilerine bu sitelerin fransız balkonlarında ev tutmaya karar vermişler anlaşılan.  Bizim sitede dört yuva başlamıştı, ikisi balkonun diğer sahipleri tarafından bozuldu. Bakalım, saksağanlar başladım yumurtlamadan gitmem diye inat mı edecek, yoksa o kadar toplanmış çalı çırpı, emeği bırakıp kendine başka bir balkon mu arayacak. Siyah tüylü, ötmeyen, kargamsı, uzun kuyruklu kuşun tepeden kuyruk ucuna boyu 46cm kadarmış. 6-8 arası yumurtayla kuluçkaya yatarmış. 12 günlük kuluçkadan sonra doğan yavrular da 16 gün sonra uçup gidermiş. Yani bu hafta yuva biter, bizimkiler taşınırsa, Nisan sonunda balkonda kalabalık bir aileyi ağırlıyor olacağım.

“Sokağa dökülüyorsam dikkat! bu da doğrudur oldukça
Bir kanunu vardır belki, ya su içmişimdir ya da yıkamışımdır yüzümü
Olmıyacak şey mi niye bakmayayım denizlere
En akıllıi tarafımdır balıkla deniz tutmak.”*

Haftasonu, soğuk, yağmurlu, güneşli, bahar enerjisi dolı, keyifli ve süprizliydi. Cumartesi sabahı Yıldız sarayında laleler ve kırçiçekleri arasında, obur ve muhabbetli bir kahvaltı;  trafik, keşmekeş, müzik ve nihayet Tuyap petrol fuarı; sevgi yumağı yeğenler, kardeşin leziz meksika böreği ve koşulsuz sevgisi; pamuk prenses ve elli cücenin sarayında Alacakaranlık 3, süpriz, sarmaş dolaş mıncık mıncık kikir kikir şşşttt; Pazar sabahı Cihangir Van kahvaltıevi, muhteşem gözleme, peynirler, huzurlu uzun sohbet, çın çın kahkahalar, titreyerek Firuzağa’da kahve, hayal, hayat, Savoy’da tatlı; DT Cevahir Sahnesinde “Gayri Resmi Hürrem” [ayrı bir yazı da, en kısa zamanda anlatılacağım], nar bülbülü, ninni, süpriz; o piti piti atom altı parçacıklar mı hüzünlü dönenceler mi karamela sepeti terazi lastik hüzünlü dönencelere devam, hiç bilmediği yeni bir yaşam formu ile tanışınca içindeki merak, varolana duyduğu sevgi ve heyecanı yüzüne yansıyan cancağızım Doktor Who; ah ayak parmaklarım bile sızlıyor, uyumalı, yarın Pazartesi..

 “Sizi görmüyor muyum dikkat! trenlere çikolata yediriyorum
Bunu her zaman yapıyorum, akılla oynamak yani
Öyle trenler var ki insanı şımartıyor
Çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel”*

 *Edip Cansever

Reklamlar
Bu yazı havadan sudan içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s