Gayri Resmi Hürrem


 “Dinyester kıyısında
Adım kalsın yadigâr
Söğüdün kuytusunda
Annen seni arar.”*

İnsan, ömrü boyunca, henüz ölümü, hırsı, kini bilmediği, doğayla göbek bağının sürdüğü, dünyadaki en masum günlerinden, çocukluk günlerinden kokular, sesler taşır yanında. Kimimiz için değişen kokularıyla bir bahçe, kimimiz için deniz, kimizi için  sarı bozkırda sessizlik, kimimiz için  kayalarda yankılanan kuş sesleri, kimimiz için gölgesinde oynadığımız salkım söğüt, kimimiz için sisli bir akşam üstü annemizin pişirdiği yemekten yayılan koku, kimimiz için … Bir de huzurlu uykularımızın eşlikçisi bir ninni kalır kulağımızda. Olduğumuz kişinin olmayı istediğimiz kişi olmadığını fark ettiğimizde, sevgisiz kaldığımızda, kendimizi dünyada bir başına hissettiğimizde ya da kötülükler, oyunlar, yalanlar içinde yolumuzu bulamadığımızda bizi hayata bağlayan, yanımızda taşıdığımız bu anılardır. Böylece, yıllar boyunca değişip bölünenin aslında tek kişi olduğundan emin olur, kendimizi birbirine ekler yeniden bütünleriz.

“Sene 1558. Unutma bunu! Aylardan… Neydi?.. Baharın başı… Bu odada, seneler evvel, kış ortasında baharı kurmuştum… Galiçya’dan alındım, kulağımda ninnisi anamın. Bir de “Roksalan” diyen bir ses. Sanki köknarların arasından geliyor. Oysa burada, haremin bahçesinde serviler, çınarlar, çamlar var sade. Rüzgârda başka başka fısıldar bunlar. Ney, tambur, ut, kudüm sesi birbirine karışır… Her rüzgârda bir entrikanın kokusu gelir… Bu saray, insana, kendini unutturur.”*

Özen Yula, “Gayri Resmi Hürrem” oyununda bize, bir taraftan imparatorluk sarayının en mahrem yerine, hareme hapsolmuş olmasına rağmen, kendini fark ettirerek güce ortak olan; iktidara giden yol boyunca, masumiyetini ve aşkı kaybeden, entrikalara hükmeden, sevgiden vazgeçerek ölümü kendine eşlikçi seçen, öte taraftan da masum günlerin anılarıyla kendini bütünlemeye çalışan Hürrem’in masalını anlatır. Her insan, varsın eksikleri herkes kendince tamamlasın diye, geçmişinde olan bitenden, kalbinden ve aklından geçenden istediği kadarını yansıtır başkalarına. Parçaları birleştiren yaşayandan başkası olduğu sürece de, ortaya çıkan gerçeğin perdeye yansıması, bir gölge oyunu, bizim kurduğumuz bir masaldır.

“Geçmişimi kimseye anlatmadım. Gücümün kaynağı da bu zaten. Bilmedikleri zaman kendilerince bir geçmiş kurarlar. Efsane, efsaneyi besler.”*

Oyunu, İstanbul’da sahnelenirken izleyememiştim. Neyse ki, Eskişehir Şehir Tiyatrolarının, Nisan ayında İstanbul turnesi kapsamında gerçekleştirdiği  gösterimi yakaladım.  Özen Yula’nın, direnseniz bile sizi oyuna/metne dahil eden şiirsel anlatımı, beyaz ve sade sahne tasarımıyla birleşince; izleyene de kendini sözlerin ritmine bırakmak ve zihninde çağrışanlarla yeni masallar kurmanın keyfini sürmek kalıyor. Oyun, yaşadığınız şehre turneye gelirse veya İstanbul’da sahnelenmeye devam ederse bir yolunu bulup, kendinizi Hürrem masalına dahil edin derim. Bunların hiç biri mümkün olmuyorsa, hemen kitapçıya gidip Özen Yula’nın Toplu Oyunlar -3 kitabını satın alınız.  Sonra da, kafanızdaki kalabalığı seyirci diye bir kenara dizip, “Gayri Resmi Hürrem”i kendi hayal dünyanızda kuracağınız sahnede oynayınız. İyi seyirler!

“Gel hoş gözlüm
Gün yüzlüm gel
Geç kalma, esen yel
Yol göstersin, gel.”*

Gayri Resmi Hürrem’in Künyesi:
Tiyatro dalında 2002 Cevdet Kudret edebiyat Ödülü
Berlin, Tiyatrom Topluluğu, sahneleme
Bulgaristan, okuma tiyatrosu
New York, CUNY Topluluğu, sahneleme

Eskişehir Şehir Tiyatroları – Oyunun Künyesi:
Yazan: Özen Yula
Yöneten: Gökhan Soylu
Yönetmen Yrd.: Ecren Can Serim
Müzik Tasarım Uygulama: Ali Eyidoğan
Kukla Tasarım Uygulama: Haluk Yüce
Işık Tasarım: Mustafa Kala
Dekor Tasarım: Gökhan Soylu
Kostüm Tasarım Uygulama: Meryem Yönlüer
Oynayanlar: Özlem Boyacı, Özlem Baykara Danacı, Çiğdem Altuğ, Burcu Alp, Gülşah Eraraç, Zuhal Lale, Su Özkarataş

*Gayri Resmi Hürrem, Özen Yula

 

Reklamlar
Bu yazı tiyatro içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Gayri Resmi Hürrem

  1. Pelin Kayhan dedi ki:

    İzlediğim en iyi tiyatro oyunuydu. Yazın çok güzel, perde açıldıktan hemen sonra Roksalan’ın söylediği türküyü de güzel serpiştirmişsin. Beni o ana götürdün, teşekkürler.

    • Yorum için teşekkür ederim. Yazıyı beğenmene sevindim. Ben de, diğer izlediğim Özen Yula oyunları gibi bunu da çok beğenmiştim. Keşke İstanbul sahnelemesini de izleyebilmiş olsaydım, böylece ikisinin sahneye konulma şeklini karşılaştırmak da mümkün olabilirdi. Tiyatro 0.2 ve Seyyar Sahne’nin oyunları da çok keyiflidir. İzlediklerimle ilgili yazılara “tiyatro” etiketinden ulaşabilirsin. Sevgilerimle

  2. Anonim dedi ki:

    Hürrem masumiyetini ve aşkını kaybetmemişti!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s