havadan sudan


İşyerindeki odamın penceresinden bakınca, etraftaki çok katlı apartmanların arasında kalmış,  kiremit çatılarından kargaların, arka komşunun taklacı güvercinlerinin, martıların ve serçelerin eksik olmadığı iki üç katlı evleri görüyorum. Yirmi yirmi beş evlik bir öbek… Hemen önümüzdeki iki katlı evin bahçesi çoktan yeşillendi. Bahçenin sağında dut ve ceviz ağacı, solunda iki büyük yeni dünya var. Tüm gününü ön bahçede bağlı geçiren, gelene geçene havlama adeti olmasa da acıktığında sesi odamda çınlayan köpek, geçen sonbaharda öldü. Artık bahçe o kadar sessiz ki, nerdeyse tek yaşam belirtisi evin giriş kapısındaki ayakkabılar. Çatılar ve bahçeler aynı hizada, arka arkaya… İri ceviz ağacının arkasından diğer bahçedeki eriği, onun arkasındaki ayva ve kiraz  ağaçlarını, iyice gerideki dut ve kestaneyi geçince gözüm, Haydarpaşa’nın kulelerine takılıp denize ulaşıyor. Pencerenin solunda gördüğümse bir cümbüş, bir geçmiş zaman yansıması, bir avuç boncuk, yolun karşısındaki ilkokulun bahçesi… Ders zilleri bilmiyorum hangi arada tarih oldu ama bu çocukların derse giriş çıkışı bazen hababam sınıfı müziği, bazen klasik müzik tınıları, bazen de Barış Manço şarkılarıyla. Cuma günleri yapılan bayrak merasiminden önce, aynı çocukluğumdaki gibi okul müdürü, arada “3A sınıfı oğlum sessiz ol bakalım!” diye uyararak  haftanın değerlendirmesini yapıyor. Bahçede yağmura, soğuğa, güneşe aldırmadan kahkahalar ve çığlıklarla koşturan çocuklara baktıkça, hayatı bu kadar ciddiye almaya ne zaman başladım diye düşünüyorum. 

Baharda ziyaret edilmesi ihmal edilmeyecek yerler listemdeki ikinci şehre, pembe çiçekli ağaçların, iğdelerin, kestanelerin, çimende çay keyfinin, gençliğin ve neşenin başkentine gidiyorum bu haftasonu.  Gitmişken Atatürk Orman Çiftliğinin mükemmel sütlü dondurmasını, Cafemiz’in kahvaltı keyfini, yağmurda kabarmış toprakta çıplak ayak yürmeyi, kafeteryanın yanındaki yamacın aşağısındaki pembe çiçekli ağacın altında oturup meditasyon yapmayı, insanın içini umutla dolduran cıvıl cıvıl gençlikle aşk ve geleceğe dair hayaller üstüne muhabbeti hayatta ıskalamam diyor ve bu yazıyı okuyan herkese lambanın marifetli cininden bu haftasonu için neşeli süprizler diliyorum.
“hey koca dünya nasıl avucumuzdasın
nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden
çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin
elbette kırlardan gelecekler kırlardan
kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber Kırlardan Geliyorlar, Turgut Uyar
Reklamlar
Bu yazı havadan sudan içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s