Öykü (isimsiz 1)


Masallardaki dışı cezalının ölümüne adanmış kan kırmızı boyalı, içi cennet bahçesinden resimlerle süslü; yüksekliği on adam, her bir kanadının genişliği iki adam boyunda; bir yüzü hayat öbür yüzü ölüm olan kapı mı karşımdaki?
Annemin annesinin, annemin, benim
                                                                                                                             uykularımızda sü-rek-li
taş taş üstünde kalmayana kadar
dağılan bu duvar mı?                                                                    Dizlerimiz karnımıza kıvrılmış yatarken ayrı odalarda, susuzluk ve açlıktan kırılmış,  kan ter içinde tek tek taşlarını saydığımız bu duvar!
                                                         Uykuda,
                                                              çırpınarak,
                                                                                 birbirimizi bulup
                                                                                kaç taş saydığımızı fısıldadığımız, korkuyla, ça-re-siz-ce…
Üç ömrün yükünü sırtlanıp yürüdüğü yolun yorgunluğu çöktü ve kurulmuş metal oyuncak arkasındaki zembereğin son tıkıyla durdu.  Havanın kararmasına çok vardı ama değil kapıya yürümek, parmağını kıpırdatmaya takati kalmamıştı. Dizlerini çekti karnına, olduğu yerde kıvrılıp yattı. Yatar yatmaz da, uykusunda annesinin annesi ve annesiyle taşları dağıtıp saymaya başladı.
Reklamlar
Bu yazı öykü (isimsiz 1), kurgu içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s