Verona, ikinci gün…


Biz daha İstanbul’da bahar havasını göremedik ama İtalya çoktan ağustos sıcaklarına kavuşmuş. Birden yazı hissetmek, yazlıkları ve şipidik terlikleri giymek çok iyi geldi. Üstüne kaldığım Bed&Breakfast’ın şirinliği, temizliği ve Stefan’ın misafirperverliği; benim de sokak kedisi halim eklenince Verona’da gün çok keyifle başladı, bitmek de bilmedi. Eski Verona’nın nerdeyse tüm ara sokaklarını, Adige nehrini tarihi yarımadaya bağlayan tüm köprüleri, şehrin dış mahallelerinden bazılarını gezdim; iki kez yemek için durmak dışında nerdeyse altı saat yürüdüm. Hardal, yeşil ve sarının tonları, bahçe gibi balkonlar, sevimli ara sokaklar, Arnavut kaldırımları, şehri sarmalayan yaseminler, lezzetli makarnalar, şaraplar, dondurma, gece şehri tepeden görmeli deyip arabayla tepeye çıkış, Romeo ve Juliet’in evleri, gece ve yorgunluğun etkisiyle buda sandığım Shakespeare heykeli, arena, plaza erba, tabanlar zonklayarak eve dönüş, yastığa başımı ne zaman koyduğumu anlamadan uyku…
Verona İtalya’nın ıskalanmayıp mutlaka görülmesi gereken şehirlerinden bence. İşte kadrajıma takılanlardan üç kolaj…

 

Reklamlar
Bu yazı geziler, İtalya içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Verona, ikinci gün…

  1. zelda capulet dedi ki:

    bilirsin ben capulet’lerden dolayı yarı veronalıyım ;-) kadehlerinden birini sessizce benim için kaldır sokak kedisi mırnav oldu mu? düşündüm de sen harika bir tekirsin :-)

    z.

  2. zelda capulet dedi ki:

    sevgili tekir,

    bu gece the delikanlı, “anne gel film seyredelim” dedi. çok küçüklüğünden beri onunla içinde yemek ve aşk olan romantik komedileri izlemeyi severiz. bu sefer ki verona’da geçiyordu ve bizim juliet’in sekreterleri’nin filmiydi… new york’lu güzel sophie ve londra’lı mahsun ve fakat yakışıklı charlie aradıkları aşkı verona’da buldular. bu sefer aşçı victor yemek ve şaraplar uğruna nişanlısı sophie’yi londra’lı charlie’ye kaptırdı. yemek kaybetmiş gibi görünse de film rengini italya’nın limonlarının ve şaraplarının sarısından alıyordu…

    film boyunca seni düşündüm :-) the delikanlı’ya oralarda olduğunu söyleyince, “insan zaten neden suriye’ye gider anlamıyorum, verona dururken” dedi… oysa halep’de de kadınların gözünde aşk ve inanılmaz lezzetler vardı; bilirsin ;-)

    z.

    • sevgili z,
      bu yolculuk planını the delikanlı ile izlediğiniz o filmi izledikten hemen sonra yaptım biliyor musun? iyi ki de yapmışım, hem ilk kez bu kadar uzun, hem de kasaba çiftlik dolaşarak geziyorum bu memleketi. İtalya ile geç tanıştık (geçen sene Roma) ama sanırım artık her yıl bir yerlerde buluşacağız. The delikanlı buraya gelse bayılır ve haklısın, kadınların gözünde bence her ülkede, aşk ve inanılmaz lezzetler vardır ;)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s