Verona,Po Deltası ve Parma, üçüncü ve dördüncü gün…


Madem arabayla dolaşıyoruz o zaman Po’yu görmemek olmazdı. Verona’nın yasemin kokulu sokaklarını ve neşeli kuşlarını arkamda bırakıp Parma’ya doğru yola çıkıyorum. Fotoğraf çekmek, çiftlik evlerinin aralarında dolaşmak, kahve ve yemek molası vermek için duraklayarak Reggio Nell Emiliano, Cassalmaggiore, Cremona, Piecenza’yı geçip akşam üstü Parma’ya varıyorum. Yolun en güzel süprizi, kilisesinde “Merdivenlere oturmayın, cezası 100euro’dur” yazan, her yeri İtalyan bayrakları ile donatılmış, kurallarını seven ve önemseyen Casaalmaggiore’de panini yediğim kafede pek ümidim olmadan sorduğum “Po kıyısına gitmek için hangi şehre gitmeliyim?” soruma “Buraya gelmelisiniz, ilerdeki sokağı dönün, ağaçların olduğu yer” cevabını almaktı. Böylece Po kıyısında, sonradan alerji olarak geri dönen, güneşte yürüyüş keyfini de yapmış oldum. Eğer, toprağı, ağacı, çiftlik hayatını, yeşili seviyorsanız, Verona Parma arasındaki yolu bir gün arabayla geçmelisiniz. Göz alabildiğine yeşil, buğday hasatından kalan saman balyaları, kırmızı tuğladan estetik çiftlik evleri, mis gibi toprak kokusu… 
Parma’da ayarladığım Bed&Breakfast’ın şehir merkezine uzak olduğunu biliyordum ama çiftlik evlerinin kıyısında  olmasını hiç beklemiyordum. Arabasız olsam kesinlikle eziyete dönüşecek olan yol, arabayla kaybola dolana keyfe dönüştü. O çiflikten sağa, burası sokak mı acaba, aman Allah’ım şu evin güzelliğine bak, bu koku ne acaba diye diye sonunda Yasmine’nin evini buldum. Şirin, huzurlu, sabahları kuş sesleriyle uyanılan, kütüphanesi epey geniş, bahçesinde kedisi ve köpeği ile çiftliklerin kıyısında iki katlı bir ev; ve babasının ölümüyle Fas’ta kalan mallarını paylaşmak için bir hafta sonra yola çıkacak olan, İslam verasetine göre erkek çocukların kız çocuklardan fazla hak sahibi olmasından dertli, biraz kafası dağınık ev sahibesi Yasmine…
Tüm gün güneşe karşı arabada olmanın üstüne Po kıyısında yürüyüşe cildim fazla dayanamadı. Akşam üstü, tüm yüzüm, kollarım ve boynum küçük, kırmızı, kaşındıran alerjik sivilceciklerle doldu. Eh, her sefanın bir de cefası oluyor di mi?
Günün ikinci süprizi, Parma kalesini gezerken karşımıza çıkan dizi çekim ekibiydi. Ekip bir yandan çekim yaparken, turistler olabildiğince sessiz birbirine aşık bir çiftin yaşadığı şatoyu gezdik.
Yemekler, sokaklar, içecekler muhteşemdi! Şansıma Bolonya’ya doğru yola çıkacağım sabah Parma’nın pazarıydı, eh güneş diye pazarı es geçecek değildim ya. Geçmedim elbette. Kendime kocaman, Sofia Loren’in filmlerinde taktığı hasır şapkalardan alıp, pazara attım kendimi…
Yollardan, şatodan ve pazardan kareler yine aşağıdaki kolajlarda… 

Reklamlar
Bu yazı geziler, İtalya içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Verona,Po Deltası ve Parma, üçüncü ve dördüncü gün…

  1. pakize işcan dedi ki:

    Çok imrendim, çoooooooook! Bu güzel gezilir mi ayrıca bu kadar güzel de anlatılır mı? BUna can nasıl dayanacak:-)

  2. pakize işcan dedi ki:

    Böyle güzel gezilir mi

  3. pakize işcan dedi ki:

    olacaktı :-)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s