Bolonya, Ferrara, beşinci ve altıncı gün…


Bolonya’yı nasıl anlatsam bilemedim. Poseidon /Neptun çeşmesi, Plazza Maggiore, 12. yüzyıldan kalan Torri degli Asinelli ve Garisenda, dondurmalar, kitapçılar, dar ara sokaklar, geniş meydanlara açılan kemerli ara geçitler, makarna sosları ve tam kıvamında makarnalar, doygun şaraplar, Cristana’nın 1960’larda İtalya’da yaşıyorum hissi veren evi…
Aslında tüm bu yolculuk boyunca geçtiğim şehirlerin bana hissettirdiklerimi en iyi anlatan, yol kitabım Görünmez Kentler’deki şu bölüm.
Yüksek burçlarıyla Zaira’yı boşuna anlatmaya çalışacağım sana gönlü yüce Kubilay. Merdivenli yolların kaç basamaktan oluştuğundan, kemer kavislerinin açı derinliğinden, çatıların hangi kurşun levhalarla kaplandığından söz edebilirim sana; ama şimdiden biliyorum, hiçbir şey söylememiş olacağım sonunda. Zira bir kenti kent yapan şey bunlar değil, kapladığı alanın ölçüleri ile geçmişinde olup bitenler arasındaki ilişkidir: bir sokak lambasının yerden yüksekliği ve orada idam edilen zorbanın sallanan ayakları ile yer arasındaki uzaklıktır; o lambadan karşı parmaklığa gerilen ip ve kraliçenin düğün alayının geçeceği güzergâhı donatan süslemelerdir; parmaklığın yüksekliği ve şafakta onun üzerinden atlayıp kaçan gizli sevgilinin sıçrayışıdır; bir saçağın eğimi ve aynı pencereye süzülen bir kedinin o saçak üzerinden kayarcasına yürüyüşüdür;  burnun arkasından birden çıkıveren harp gemisinin toplarıyla çizdiği siluet ve saçağı yok eden bombadır; balık ağlarındaki yırtıklar ve ağlarını yamamak üzere iskeleye oturmuş, kraliçenin gayri meşru oğlu olduğu ve kundağıyla, oraya, iskeleye bırakıldığı rivayet edilen zorbanın harp gemisinin hikâyesini yüzüncü kez birbirlerine anlatan o üç yaşlı adamdır.
Anılardan akıp giden bu dalgayı bir sünger gibi emer kent ve genişler. Zaira’nın bugün olduğu biçimiyle bir anlatısı, Zaira’nın tüm geçmişini içermelidir. Oysa kent geçmişini dile vurmaz, çizik, çentik, oyma ve kakmalarında zamanın izini taşıyan her parçasına, sokak köşelerine, pencere parmaklıklarına, merdiven trabzanlarına, paratoner antenlerine, bayrak direklerine yazılı geçmişini bir elin çizgileri gibi barındırır içinde.”
Görünmez Kentler / Kentler ve anı 3, sayfa 62, Italo Calvino

Reklamlar
Bu yazı edebiyat, geziler, İtalya içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Bolonya, Ferrara, beşinci ve altıncı gün…

  1. Nurdan dedi ki:

    Yazi muthis olmus. Calvino’dan alinti, fotograflar uyumu sahane. Fotograflari da cok sevdim, daha buyuk yapip bakmak istedim ozellikle genis mekan cekimler icin ancak mumkun olmadi – vardir bir yolu da ben bilmiyorumdur -. Facebook a yuklerken altina nereleri oldugu yazilsa mi dedim bir an. Sonra yazinda en ustte genel tanimlama yapilmis ve isteyen bulur, bu da okuyucunuın katilimi olur. Italyan bir yazarla Italya guncelerini birlestirme fikri yaratici ve ilham verici. Tesekkurler Nurdan

    • Merhaba
      Güzel yorum için teşekkür ederim. Aslında fotoğrafları önce tek tek ve daha büyük yüklemek istedim ama her yazı, yaşandığı günün gecesi bloğa eklendiği için fotoğrafları “edit” etmeden eklemenin kolay yolu olarak kolajı seçtim. Gerçi öyle olunca da fotoğraf kesintilerini Picasa kafasına göre yaptı.
      Bu şehirlere ait fotoğrafları belki ilerde, tek tek başka yazılarda ya da yine Italya gezisi altında eklerim bloğa. Fotoğraflar ve mekan eşleştirmesi ise evet, okuyana bırakılmış durumda.
      Sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s