yolculuk içinde yolculuk…


“ Biliyorum ben,” diyordu, “benim imparatorluğumun ana maddesi kristal aslında ve molekülleri kusursuz bir biçimde ayarlıyor. Kaynayan elementlerin ortasında nefis, sert mi sert bir elmas biçimleniyor, zengin kesimli, saydam, devasa bir dağ. Senin yolculuk izlenimlerin neden bu önüne geçilmez süreci yakalamıyor da moral bozucu görüntülere takılıyor? Neden önemsiz hüzünlere kapılıyorsun? Yazgının büyüklüğünü neden gizliyorsun imparatordan?”
Ve Marco: “Senin tek bir işaretinle Han’ım, benzersiz ve son kent lekesiz surlarını yükseltirken ben, ona yer açmak için yok olan ve bir daha asla kurulmayacak, asla hatırlanmayacak diğer olası kentlerin küllerini topluyorum. Ancak hiçbir değerli taşın telafi edemeyeceği mutsuzluk artığını anlarsan elmasın sonuçta kaç kırata ulaşması gerektiğini hesaplayabilirsin, yoksa hesapların daha baştan yanlış olacaktır.” Görünmez Kentler sayfa 103, Italo Calvino
Hayat kararlarımız üzerine ilerler. Tek bir an, içinde önemli ya da önemsiz sandığımız pek çok kararı barındır. Sağa dönmek ya da düz ilerlemek; o saatte ya da diğerinde uyanmak; bir yerde kalmak ya da yersizliği seçmek; doğduğumuz anda o ilk nefesi alıp ağlamak ya da bu hayata hiç  başlamamak; yaşamak ya da bilerek veya seçimlerimiz sonucunda hızlıca ölüme yönelmek; yürümek ya da otobüse binmek; su ya da soda içmek; kızmak ya da konuşmak; sevmek ya da yürüyüp gitmek; dayanmak ya da pes etmek; konuşurken o kelime ya da öbürünü seçmek; kuyruğu hep dik tutmak ya da zayıflıklarınla yüzleşmek; saçlarını kestirmek ya da uzamaya bırakmak; o işte çalışmak ya da başka bir iş seçmek; bağırmak ya da sarılmak; evden çıkarken camı açık bırakmak ya da her yeri sıkı sıkı kapatmak; ne yiyeceğini, ne giyeceğini, ne içeceğini seçmek ve daha yüzlerce ya, ya da, veya… Uzun uzun düşündüğümüz, hayatımızın seçimi dediğimiz şeylerde bile kararın verilmesi bir andır. O bir anda birleşen her şey o kararın sonucunu belirler. Başka bileşenlerle verilecek karar elbette başka olacaktır. Bir şeyi seçmek, başka şeyi ya da şeyleri bırakmaktır. Bırakılan şeylerle gideceğin yönün nasıl olduğunu merak etmek başkadır, o yönde gidemediğin için acı çekmek başka. Bir ana sığan bu seçimler bizimdir, bizi şekillendirir, bizim hayattaki yolumuzu ve duruşumuzu belirler. Nasıl ki insan bir kavşakta hem sağa, hem sola, hem ileriye, hem geriye gidemezse; diğer seçimlerinde de hem onu hem öbürünü hem diğerini seçemez. Seçim tek şey için yapılır, diğer şeyler elenir. O tek şey o anda en çok istenen, en uygun bulunan, çaresizce seçilen, bilinçsizce yönelinen vs de olsa diğer tüm şeyleri terk etmeyi içerir. Vazgeçilen/terk edilen/ seçilemeyen şey için iç geçirmek sadece acı ve üzüntü getirir. Seçilen, öyle ya da böyle en çok istenen ya da en yüksek olasılıkta olandır. O halde seçimleri geriye dönüp düşünmek sadece yersiz değil, acıtıcı ve hayat sevincinden eksilticidir de. Odamın penceresiyle aynı hizadaki sokak lambasına koşan ateş böcekleri de bilinçli ya da bilinçsizce seçimlerini yaşamıyorlar mı aslında?
Reklamlar
Bu yazı hayat, İtalya içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s