Siena, San Gimignano, dokuzuncu gün…


Dün gece koca bir pizza ve yarim şişe Chanti’den sonra, uyu uyuyabilirsen. Bilinç baskısı kalkınca, duygu dünyası bir o yana bir buyana savrulup, boşu doluya, doluyu boşa derken saat 03’ü geçmişti zorla da olsa uyumalı dediğimde. Ama bu defa da Arno nehrinin sivrisinekleri rahat vermedi, hasılı sabaha kadar o kabus senin bu kabus benim dolanıp, söz verdim diye dokuzda kahvaltı için uyanınca, bugün bitmez diyordum. Lakin kahvaltıyı, iş e-mailleri, onu sanal alem yazışmaları izleyince adrenalin uykusuzluğa baskın geldi, iyi de oldu. Floransa’dan Siena’ya her saat başı kalkan ve otobandan giden otobüslerin 12’deki seferine yetiştim. Kendini bir saat onbeş dakikada Floransa’dan Siena’ya varmaya şartlamış pek bir delikanlı şoförümüz, otobüsü savurarak kullandığı için nerdeyse hiç fotoğraf çekemedim. Oysa biteviye akan taze filiz yeşili ağaçları, aralarda yeşili kesintiye uğratan sarı katır tırnakları ve gelincik öbeklerini, sırt sırta dizilmiş asmaların göz alabildiğine uzandığı bağları ve kıyılarındaki taş bağ evlerini, hepsinin üstünü süsleyen masmavi göğü ve öbek öbek beyaz bulutları fotoğraflayıp yazıya iliştirmeye pek istekliydim. Üstelik otobüsten inip suyuna ayağımı değirebilseydim, iki kenarında üst dalları ile birbirine sarılmış ağaçların uzandığı o küçük derenin,  suya dokunan dalları arasında Nymph’leri göreceğimden de emindim.
Siena’da iki saat kaılıp, Piazza del Campo, Piazza del Duomo ve güneşle enerjimin izin verdiği kadarıyla ara sokakları dolaştıktan sonra, ayaküstü pizzamı yiyip kendimi otobana girmeden Monteriggioni, Castellino Scalo, Staggio ve Poggibonsi’ye uğrayarak San Gimignano’ya giden otobüse attım. Siena, duyduklarımın aksine, Floransa veya Bolonya’ya yakın bir etki bırakmadı üstümde. Ondan geriye kalacak olan sanırım sadece, Grom’dan yediğim doğal kakao, vanilya ve çilek kullanılarak hazırlanmış enfes dondurma olacak. San Gimignano ise, sahip oldukları geçtiğim diğer büyükşehirlerle kıyaslanmayacak kadar az ama bıraktığı etkiyle onlarla boy ölçüşecek kadar özel bir yer. 12 ve 13.yy’dan kalma evleri, dar ara sokakları, asma çardaklı taş evleri ve insanı içine yolculuk ederken hayata bağlayan küçük Plazza della Cisterna’sı ile yolu Toskana’ya düşenler için es geçilmeyecek bir durak.
Dönüşü, bir buçuk saat süren Poggibonsi aktarmalı, Passignano, Bargiano, Casciano ve Terme uğraklı otobüsle yaptım. Ve gün, Bed&Breakfast’a dönmeden, Cristina’nın tavsiye ettiği, evin üstündeki caddedeki La Taverna restoranda rizotto ve chanti ile kapadım. Restoranın içerisinde yer varken, Arno’nun sivrisineklerine rağmen bahçede oturmayı seçen dört masa vardı: solumdaki orta yaşlı İspanyol bir çifte eşlik eden yine orta yaşlı bir kadın; sağımdaki ilk masada New York’lu genç kadınla sanırım ikinci randevusundaki İtalyan adam; onların yanında beyaz ve kendinden emin cins köpeği, siyah kumaş pantolon, siyah gömlek ve krem rengi keten ceketi, dalgalı orta boy saçları, var yok arası bıyığı ile çekiciliğinin farkında genç İtalyan adam ve mesafeli, telefonuyla iletişimi tercik eden kadın; onların yanında da uzak doğulu neşeli bir grup; ortalarında da bir yandan yemeğini yerken Calvino okurmuş gibi yapıp aslında diğer masalara kulak misafiri olan ben…     
Binalar, köprüler ve balkonlar üstüne İspanyolca sohbete dalan sağımdaki gruptan çabuk sıkıldım. Uzak doğulu grup hem uzak, hem dillerini anlamıyordum. Geriye kaldı iki masa… Hemen sağımdaki çift pek eğlenceliydi. İtalyan aksanı ile İngilizce konuşan adam kadını etkilemeye çalışırken, kadın satrançta hiç geri adım atmadı. Adamsa, konuda sıkıştıkça, yemeğe giriyor bahanesiyle kadının saçlarını tabaktan uzaklaştırıp durdu. Flörtün keyifli ritmi, hoş kokusu ve eğlencesi… Onların yanındaki masanın seksi delikanlısı, etraftaki tüm kadınları gözünden ırak etmeyip, karizmasını da bozmadan yemeğini yedi. Chanti bitip, günün yorgunluğu çökünce izlemenin eğlencesini de kaybettim. Uzak doğulu grupla masalarını birleştiren seksi İtalyan çifti, limonçellolu ortak sohbette bırakıp, usuldan uykuya doğru yollandım.  
Ve işte günden geriye kalan kolajlar…

Reklamlar
Bu yazı geziler, İtalya içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s