Pisa, Floransa, onuncu gün…


Dün otobüsle iki şehre gidip dolaşmanın yorucu olduğunu bu sabah kazınarak yataktan kalkmamla anladım. Bugünün planında hem Pisa hem Lucca vardı ama tatil bu eziyete gerek yok prensibini bozmayıp Lucca’yı bir daha ki gelişe erteledim. Zaten Pisa-Floransa arasını istasyon istasyon dolanan trenle Toskan’a vadisini seyrederek yapmanın keyfini çıkarmak için de yolculuğu yavaş trenle yaptım. Yani, “Pisa kulesini de gördüm. Vallahi de eğriymiş!” demek için 15 dakikalık hızlı Pisa turuyla birlikte gidiş dönüş üç saat.
Sonrası Floransa ile vedalaşma, Piazza della Signora’daki heykelleri seyrederek tortellini ve chanti keyfi, Ponte Vecchio’da gün batımı ve Piazza della Republica’da geleni geçeni seyrederek Gilli’nin muhteşem dondurmasının tadını çıkarma, dar sokaklar arasında aheste adımlarla yürüyüp şehri dinleme… Şehir de kendini sakınmayıp, önce usuldan bir rüzgarla yeni açmaya başlayan ıhlamurların kokusunu taşıdı; sonra da ister arınma, ister ayrılık gözyaşı niyetine çisil çisil bir yaz yağmuru bağladı.
Bazen insan bir şehri, tam da ritmini hissetmeye, sokaklarında telaşsızca, bir yere varma kaygısı olmadan dolaşmaya başladığında terk eder. Sahiplik duygusuna, alışmaya fırsat vermeden; belki de tüketmekten ya da içinde yalnızlaşmaktan korktuğundan yapar bunu. Görünmez Kentler’de Calvino Eutropia’yı anlatırken “sakinleri üzerinde müthiş bir yorgunluk hissettiklerinde ve kimsenin artık mesleğine, akrabalarına, evine ve sokağına, borçlarına, selamlanacak ya da selamladığı kişilere katlanamadığı gün, kentin bütün nüfusu boş ve yeni gibi orada onları bekleyen, herkesin değişik bir meslek, değişik bir eş bulacağı, pencereyi açtığında değişik bir manzara göreceği, akşamları vaktini başka şeyler, başka arkadaşlıklar, başka dedikodularla geçireceği komşu kente yerleşmeye karar verirler” der. Aslında komşu kentte, dalga dalga bir yaylaya dağılmış, aynı büyüklükte, nerdeyse birbirinin aynı Eutropia’lardan biridir. Calvino, “Maymun iştahlıların tanrısı Merkür kutsal saydığı kent için bu anlaşılmaz mucizeyi düşünmüş” diye bitirir Eutropia’nın hikayesini.   Bu durumda eğer bir kenti Merkür kutsamamışsa, er ya da geç maymun iştahlılar o kenti bırakıp gider; kalanlarsa bir şehirde pek çok şehri görecek bakışa sahip olanlardır. 
Ama kimi şehirler de vardır ki, maymun iştahlıları bile farkına varmadan kendine alıştırır. Eh, öyleyse gökten üç alışkanlık düşmüş: biri bana, biri okuyana, biri de tüm Toskana vadisine…
İlk kolajdaki üç fotoğraf Pisa’dan, diğerleri ise Piazza della Signora’da takılıp kaldığım çeşmenin heykelleri… 

Reklamlar
Bu yazı geziler, İtalya içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s