Venedik, San Marco Havaalanı, dönüş, on ikinci gün…


Yolun yorgunluğunu, gıcırtılı iskeleleri ve biteviye su sesini bir kenara bırakıp uyumaya hazırlanıyordum ki, gerçek tedbirlinin sormakta asla bu kadar gecikmeyeceği o soru geldi aklıma: “Acaba bu motorlar saat kaçta çalışmaya başlıyor?” Yol açılmıştı bir kere, soruların akınından kurtulmak mümkün değildi. “Bu iskeleye gelirken tren garından binmiştim acaba otobüs durağına da aynı iskeleden gider mi motor? Arsanale iskelesinden mi yoksa Garibaldi iskelesinden mi daha fazla hat geçiyor acaba? Peki, motordan sonra havaalanına gideceğim 5 numara o saatte çalışıyor mudur?” Uçağımın sabah beşte olduğunu mu düşündünüz? Hah, öyle olsaydı o panikle kalkar, kesin havaalanında uyurdum. Uçak 11.40’da ama yolcunun aklı tedirgin, yapacak bir şey yok. Tamam, neyse 05.40’de başlıyormuş motorlar bizim iskeleden geçmeye. Ama o da ne?! Venediksudagidentoplutaşımaracı motorların resmi sitesi www.actv.it ‘de “Burada belirtilen motor iskele varış programı kesin olmayıp her an değişebilir. Motorlar kimi iskelelere kimi zamanlarda uğramadan geçebilir” diye yazıyor. Ne olur ne olmaz diye deniz taksi telefonunu kaydedip yattım. Ama doğru düzgün uyumak ne mümkün! Bölük pörçük uyuduğum beş saatlik uykuyu da kaybolmalı, koşmalı, kapana kısılmalı kâbuslar ve araya sıkışan eski Türk filmi tadında gözü yaşlı romantik rüyalarla geçirdim. Saat altı olmadan “A, yetti ama!” diye kalkıp kendimi suyun altına atmasaydım, korkarım kâbuslar arasında uçağı da kaçıracaktım.
Sabahın yedi buçuğu, dün sokakları dolduran turistler henüz uykuda. Martılar kanalları yukardan dolaşıp, etrafı kolaçan ediyor. İnsansız Venedik’in keyfini, birkaç sokak kedisi ve sahipleriyle sabah yürüyüşüne çıkmış birkaç köpek çıkarıyor. Gri formalı çöpçüler uyanalı epey olmuş, sokaklardan süpürülerek taşınan çöpler meydana toplanıyor şimdi. Yarım saate kalmaz, Venedik yeni güne hazır olur. Şehrin dünkü hali, ne kadar yapay ve turistikse, bu sabah ki hali de o kadar doğal ve köhne. Dün gece sanki bütün şehir ve misafirleri kâbuslardan bunalıp, gecenin bir vakti, eskiyen tahta iskeleler, gıcırdayan merdivenler ve suda yüzen evleriyle vedalaşmış ve iskelesi demirden, evleri yeni ağaçtan, kanallarında suları mavi akan, gondolları rengârenk başka bir şehre taşınmış gibi.
Yarım saate yakın motor bekledikten sonra N01’e binip, henüz şehir canlanmadan ayrılıyorum. Kesinlikle Venedik’in bu sabahki haliyle kalmasını istiyorum hafızamda: tüm sakinlerinin kâbuslu bir gecede terk ettiği, köhne, gıcırtılı, yalnız, hüzünlü ve yaşamayan bir şehir. Yaşanmayan bir şehre gelecek uçak olmayacağına göre, bu sanırım Venedik’i son görüşüm.
“…Demek gerçekten belleğe yolculuk seninkisi!” Yüce Han pür dikkat Marco’yu dinliyor, konuşmasında ne zaman bir hayıflanma tonu yakalasa hamağında doğrulup oturuyordu. “Bir özlemin yükünü hafifletmek için bunca uzaklara geldin sen!” diye heyecanla bağırıyor ya da “Bir ambar dolusu hüzünle dönüyorsun gittiğin yerlerden” diyerek alaycı bir edayla ekliyordu: “Bir Serenissima* tüccarı için oldukça düşük bir kar doğrusu!”
Kubilay’ın geçmiş ve gelecek üzerine bütün sorularının varış noktası buydu, kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu bir saattir bu konuyla ve üstüne çullanıp bir dizini göğsüne dayıyor, sakalına yağışıp köşeye sıkıştırıyordu sonunda Marco’yu: “benim öğrenmek istediğim de buydu: kaçakçısın sen, ne kaçırıyorsun itiraf et: ruh durumları, büyük esenlikler, büyük hüzünler!”
Bazen de duman dudaklarından çıkar çıkmaz yoğun ve ağır, havada öylece duruyor, başka bir görüntüyü, metropollerin çatıları üzerinde biriken buhar ve kokuları, dağılmayan opak bir dumanı, ziftli yolların üzerine çöken zehirli havayı getiriyordu sahneye. Ne belleğin değişken sisleri, ne de kuru saydamlığıydı bu, kentlerin üstünü bir kabuk gibi saran yanmış yaşamların yanık kalıntıları, artık akmayan bir yaşam cevheriyle şişen sünger, hareketin hayaliyle taşlaşmış yaşamları donduran geçmişin, şimdinin ve geleceğin tıkanmışlığıydı: işte bunları buluyordum yolculuğun sonunda” Görünmez Kentler, Italo Calvino, sayfa 143
*Serenissima: Venedik’in eski adı.
Ve biraz yabancılaşmış, çok az özlemiş, kalbini Toskan’a vadisinde bırakmış, belki de ilk defa isteksizce döndüm İstanbul’a. Hayat, her gün yeni sürprizler ve yeni umutlarla kaldığı ritim ve yerden akmaya devam edecek. Merhaba sevgilim İstanbul!

Reklamlar
Bu yazı geziler, İtalya içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Venedik, San Marco Havaalanı, dönüş, on ikinci gün…

  1. durulezzetler dedi ki:

    merhabalar , benim özellikle her yurt dışı yolculuğunda içinde bulunduğum ruh halimi anlatmışsınız…özellikle en son yolculuğumda bir çok aksilikten sonra , uçağa kazara yetişebildiğimi düşünecek olursak; hem de 1 saat önce havaalanına varıp check-in leri yaptırmışken….Venediği çok güzel anlatmışsınız, ben de çok görmek istiyorum Venediği,Roma,Floransa ve özellikle Napoli….

    • Merhaba,
      İnsan birazcık tedbirliliğe yatkın olunca, uçağa yetişmek telaşını bazen abartabiliyor, benim gibi. Hele Venedik’te başka alternatifi olmayan, tamamen kontrol dışı bir yolu kullanmak zorunda olmak; alışkın olmayan veya hayatı telaşsız yaşayamayan için kabus gibi. Bu arada ben de bir gece önceden online check-in yaptırmıştım. Ona rağmen suda olmak, su yoluyla dolaşmak, sudan bir yere yetişmek karaya alışkın olana zor gelebiliyormuş. Roma’yı da pek sevmiştim ama Bolonya ve tüm Toskana vadisi insanın aklının/kalbinin orda kalacagi kadar güzel… Venedik, geçiş şehri olarak değil de belki bir kaç gün yaşamak için gidilmiş olsaydı, daha az telaşlı ve keyifli olabilirmiş. Ayrıca, tüm bu rota üzerinde (Venedik hariç, orda yer bulmak hem zor, hem pahalı), hem kalacak yerler (Bed&Breakfast) kalite ve fiyat olarak uygun, hem de otobüs, tren, arabayla dolaşmak rahat ve ucuz… Dilerim, tez zamanda oraları gezersiniz. Benim de bir sonraki Italya hayalim Bolonya’dan başlayıp Sicilya’ya kadar ama bakalım kim bilir ne zaman?
      Sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s