İstanbul – “İpek Yolu Çocukları / The Children of Huang Shi”


Floransa’da henüz açmak üzere olan ıhlamurların kokusu İstanbul’u sarmış durumda. Birden bastıran bunaltıcı yaz sıcaklarında İstanbul’un koruları çölde vaha gibi. Buna rağmen İstanbul’da belediyelerin korular kadar geniş olmasa da insanın soluk alacağı yeşil alanlar yapmamasına; her kafe ve restoranın bahçesini, masaları taşırdığı yol kenarını çiçeklendirmemesine; insanların balkonlarını çamaşır kurutma ve evde kalabalık eden döküntüyü gelenin geçenin gözüne sokma alanı olarak kullanmak yerine, çiçeklendirip yaşam alanı haline getirmemesine çok şaşırıyorum. Özellikle balkon kullanımı kendimi bildim bileli takıldığım, sebebini anlamaya çalışıp bir türlü çözemediğim bir giz. Evinin içinin temizliği, düzeni, eşyaların konumu, yeniliği, uyumu vs konusunda ekonomik durumu ne olursa olsun herkesin pek titizlendiği bir memlekette, kapıların dışı –balkon kapısı da balkonu dışarı yapıyor anlaşılan- neden bu kadar dağınık, kirli, özensiz olur? Kapısının dışını başkasına ait ve kirletilebilir alan sayan kişiden, sokağı temiz tutması, trafikte diğerlerine saygı göstermesi, başka insanların varlığını önemsemesi beklenir mi? Etrafa bakınca bu sorunun cevabı: beklenmez, beklenmemeli, bekleyerek boşa hayal kurma, saf mısın diye uzayıp gider ama özetle HAYIR!  Bence, herkes içselleştirinceye kadar, belki bir kaç nesil boyunca,  ilkokuldan başlayıp üniversite son sınıfa kadar, “balkon ve dış yaşam alanı” konulu bir ders okutulmalı.
Ağaçları dikenlere gönlümde derin sevgiyle, Cumartesi gününün nerdeyse tamamını Yıldız Parkı’nda ıhlamur kokuları, yeşillikler, masmavi boğaz, güneş ışıklarıyla sarıya dönen öbek öbek bulutlar ve gelincikler arasında; çimende bayır aşağı yurvarlanmak, dondurma yemek, yeğen mıncıklayıp, sevgi yumağı olarak geçti. Beltur’un genelde donuk ifadeli robotik garsonları arasından İstanbul’un benim için, neşeli, esprili, masayı toplama ve sipariş almaları tam dozunda bir garsonu seçmiş olması ise Cumartesinin süprizi oldu. “Pazar günü evde yuvarlansam ya…” dememe bile fırsat vermeden, sabahın dokuz buçuğunda tuttu kolumdan güne, artık okuyanların da aşina olduğu Van Kahvaltı Evi’nde mükemmel bir kahvaltıyla başlayalım dedi. İtiraz etmek ne mümkün. İnsanın kendini yanında rahat hissettiği, konuşurken, susarken, anlatırken tamamen kendi olduğu dostlarının olması, bu hayatın bize vereceği en büyük nimetlerden biri. Bu sayede Pazar kahvaltımız, birbirinin varlığına minnet duyan bir grup insanın, kendi ritminde devinerek bir arada olmanın keyfini çıkardığı bir şölene dönüştü. Cihangir’e gelmişken kahveleri Firuzağa’da içmeden olmaz deyip, hayalleri, kritikleri ve falları da paylaştıktan sonra dağıldık. Cihangir ve İstiklal civarinda, kimi sinema, kimi alış veriş, kimi kitap keyfine dalan bu bir avuç insan, “akşam üstü soğuk bir şeyler mi içsek?” diyerek bahçe içinde sakin ve keyifli bir Cihangir kafesinde yeniden toplandı.  Bu defa ritim daha sakin ve okuma eksenindeydi. Gün batarken, İstanbul yeniden gönlümü kazanmaya başlamıştı bile!

Geçen hafta cnbc-e dünya sinemaları kuşağında 2008 yapımı “İpek Yolu Çocukları / The Children of Huang Shi” adlı gerçek yaşam öyküsü bir film izledim. Filmde genç İngiliz gazeteci George Hogg’un, 1937’de Japonya’nın Çin istilası sırasında Avusturalya’li bir hemşire ve Çinli bir partizanla birlikte hayatta tutmaya çalıştığı 60 kimsesiz çocuğun başından geçen gerçek olaylar anlatılıyor. İnsan olmanın, insanlara kendinde olanı verebilmenin, emeğini ve varlığını adamanın ırkı, dili ve dili olmadığını gösteren; kesinlikle ıskalanmaması gereken bir film. Filmin sonunda hayatta kalan 60 çocuktan bazılarının yıllar öncesini hatırlayarak anlattıklarını dinlemek ise ayrıca çarpıcıydı.

Reklamlar
Bu yazı havadan sudan, sinema içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s