Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf


Virginia Woolf’un kitapları her zaman, her ruh halinde kolayca okunup içine dahil olunacak kitaplar gelmez bana. Dili, söyledikleriyle gösterdikleri, dikkat gerektirir. Emek harcamaya hazır okur olmayı gerektirir. Onun kitaplarını okurken kendimi, yeşillikler içindeki bir evin kuzeye bakan loş odasında, pencerenin önüne karşılıklı yerleştirilmiş krem rengi berjer koltuklardan birinde hayal ederim. O diğer berjere oturmuş elindeki müsvedde metinlere göz gezdirirken veya kitaplıktan az önce öylesine seçip aldığı kitabın sayfalarını karıştırırken düşüncelere dalar; ben düşüncelerini okurum elimdeki kitapta. Birbirimizin sesini duymadan harflerle, yüzyıllar öncesi, sonrası ya da zamansız bir anda edebiyatı, insanı, kadını, erkeği ve onların sonsuz hallerini konuşmak… 
Şimdiye kadar hiç Virginia Woolf kitabı okumadınızsa ve nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, önerim “Kendine Ait Bir Oda” olacaktır. Sadece kadınların ya da daha daraltırsak: sadece yazmaya merak salmış kadınların değil; tüm kadınların, tüm erkeklerin ve iki cinsin düşünce yollarını merak edenlerin bu kitapta bulacakları çok şey olacaktır.  
Okuyucuyu heveslendirmek veya kitap hakkında ipucu vermek için kısa bir kaç alıntı:
“Hiç kuşkusuz, Coleridge, üstün bir akıl çifte cinsiyetli olmalı derken, kadınlara karşı özel bir yakınlığı olan, onların davasına inanıp kendini onların yorumuna adayan bir akıl demek istememişti. Belki de çifte cinsiyetli bir akıl, bu ayrımı yapmaya, tek cinsiyetli bir akıldan daha az eğilim gösterir. Coleridge, çifte cinsiyetli aklın daha titreşimli ve geçirgen olduğunu; duygulanımları engellemeden dışarı vurduğunu ve doğal olarak yaratıcı, akkorlaşmış ve bölünmez olduğunu belirtmek istemiş olabilir. Shakespeare’nin kadınlar için ne düşündüğünü söylemenin olanaksızlığına karşın kişi, tipik çift cinsiyetli, kadınsı-erkek akla örnek verebilmek için Shakespeare’e dönüyor.” Sayfa 111
 “Ve bir kitap ikna etme gücünden yoksunsa aklın yüzeyine ne denli güçlü çarparsa çarpsın, içlere sızamaz.” Sayfa 115
 “Bütün bunlara karşın, yazı masasına gidip “Kadınlar ve Kurmaca Yazın” başlıklı sayfayı elime aldığımda, buraya yazacağım ilk cümle, cinsiyetini düşünmek yazı yazan herkes için öldürücü olacak, diye düşündüm. Katışıksız ve basit bir biçimde kadın ve erkek olmak öldürücüdür; kişi erkeksi-kadın ya da kadınsı-erkek olmalıdır. Bir kadın için herhangi bir üzüntüye parmak basmak; haklı da olsa bilinciyle herhangi bir biçimde konuşmak öldürücüdür. Ve öldürücü sözcüğü bir eğretileme değildir; çünkü bu bilinçli önyargıyla yazılan her şey yok olmaya mahkûmdur. Gücü ve verimliliği artmaz. Birkaç gün için parlak ve etkileyici, güçlü ve ustaca görünmesine karşın gece geldiğinde solup gider; başkalarının zihninde büyüyüp gelişmez. Yaratma sanatı gerçekleştirilmeden önce akılda, kadın ve erkek arasında bir işbirliği oluşmalıdır. Karşıtların birliği gerçekleştirilmelidir. Yazarın deneyimini eksiksiz aktardığını hissetmemiz için akıl, her şeyiyle apaçık ortaya serilmelidir. Özgürlük ve barış olmalıdır. Bir tek tekerlek sürtmemeli, bir tek ışık titrememelidir. Perdeler sıkıca kapalı olmalıdır. Deneyimi sonuna erdiğinde yazar yatağa uzanıp zihnini, karanlıkta birleşmesini kutlamaya bırakmalıdır. Neler yapıldığını gözetlememeli ya da sorgulamamalıdır. Bunun yerine, bir gülün yapraklarını koparmalı ya da kuğuların usulca nehirden aşağıya süzülüşlerini izlemelidir.” Sayfa 116-117

Çeviren: Suğra Öncü, İletişim Yayınları
Görsel: Google Image

Reklamlar
Bu yazı edebiyat içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

  1. hatice dedi ki:

    Bundan 2 sene önce bir gazete sayfasında tanımıştım Virginia Woolf’u.Öyküsü “Duvardaki iz”den bahsediliyordu.Ne kadar ilginç demiştim kendi kendime…Yıllardır teoride hocalarımdan dinlediğim Postmodernizim gerçeği bu kadar farklımıymış dedim ve hemen seçme öykülerinde oluşan kitabını aldım.Zor bir bayan Virginia Woolf,önemsenmek istiyor.En önemlisi de herkesin bildiği gerçekleri farklı bir yöntemle anlatıp aslında bilinenlerin hiç de sizin algıladığınız gibi değil demek istiyor çığlık çığlığa…”kendine ait bir oda”kitabını o dönem elime geçen;ancak satın alamadığım bir kitaptı .Burada kitap hakkında güzel yorumlarınızı okurken tek dediğim neden benim olmadı o kitap…Çok pişmanım.
    Bloğunuzu yeni tanıdım.Çok başarılı buldum.Yazılarınız için teşekkür ederim.

    • Merhaba,
      Yorumunuz için teşekkür ederim. Virginia Woolf’un romanlarına kıyasla ‘Kendine Ait Bir Oda’ okuması, dahil olması daha kolay bir kitap. Romanlarını okurken, akışa kapılmak için benim hep sessizlikle zihnimi sadece kelimelerin akışına bırakmam gerekiyor, aksi taktirde kitapla gerçek dünya arasında bir yerde kayboluyorum :) O yüzden de bir kaç sayfayı okumak bile uzun hem de çok uzun sürebiliyor.
      Bloğu beğenmenize sevindim,okudukça düşüncelerinizi paylaşmaya devam edeceğinizi umuyorum.
      Sevgilerimle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s