tasnif


Cumadan beri biriktirdiklerimi tasnif edeyim, çerden çöpten arınıp sadeleşeyim diye uğraşıyorum. Pazar günü kıyafetleri ve kitaplıkta birikenleri; Pazartesi günü ofisteki dolap ve çekmecelerdeki klasörleri, müsvetteleri, ajandaları, raporları, katalogları tek tek  elden geçirip, kalacak-verilecek-çöp-anı diye ayırdım. Hafifledim, biraz. Bunları yaparken babaannem geldi yine gözümün önüne:  koyurenk çiçekli entarisi -acaba gençliğinde şöyle cıvıltılı, dallı güllü bir entarisi olmuş muydu? Ruhunun mutsuzluğu mu giydiklerine yansırdı yoksa giydiklerinin rengi yüzünden mi bana hep mutsuz gelirdi bilmiyorum- yaz kış çıkarmadığı el örgüsü yeşil ya da lacivert yeleği, başına doladığı kenarı mavi boncuk oyalı beyaz tülbentiyle kara, kuru, enerjisi hiç bitmeyen bir kadın. Onun yaşlılık, benim ilk gençlik dönemlerime denk gelir sandığında, odasında fazla neyi varsa hediye etmeye başlaması. Bana, o yaşına ve beş erkek çocuğa rağmen kullanmadığı çeyizinin içinden, karanfil desenli kanaviçe bir çarşaf hediye etmişti.  Şimdi annemin sandığında, üstünde adımın yazdığı bir bohçanın içinde. Kalaylı bakır siniler -bayramdan bayrama ortaya çıkar bizim evdeki-, hamur yuğurma tekneleri, çingiller -babamın her gün ayran yapıp içtiği, anasının eli değmiş gibi kana kana… O zamanlar hepsi kırk yaşınından daha genç olan gelinleri de, oyun çocuğundan ergene dört kız torunu da anlamamıştı neden elindeki üç beş parça eşyayı, kimini benden yadigar, kimini başkasının işine daha çok yarar, kimini de hayrıma diyerek verme telaşında olduğunu. Annemin “İnsan yaşadıkça anlıyor bir gün kullanmak için ne çok şey sakladığını ve hepsini kullanacak vaktinin olmadığını. Hatice nenen çeyiz sandığındakileri dağıttığı zaman anlamamıştım” demesi de babaannemin çeyiz sandığını gözden çıkardığı yaşa denk gelir.
Biriktirmek, kendimizce bir hayata tutunma kandırmacası belki de. Ama ya artık kullanacak vaktinin kalmadığına karar verip biriktirdiklerinden vazgeçmek, o kandırmacanın birden gerçeğe dönüştüğü ve bizi hayattan kopardığı an olursa? Biriktireceksem ıvır zıvır, çer çöp, eşya kıyafet değil; kurmaca dünyamı gerçek yaşama dönüştüren güzel anılar, sevgi, neşe ve canıma can insan biriktirmeli; ve artık karanfil desenli kanaviçe işli çarşafı, annemin sandığından almalı.
 “O zamanlar büyümenin ne anlama geldiğini bilmezdim, zor işlerin üstesinden gelmek olduğunu sanırdım, bir çift öküz satın almak, üzümün ederini belirlemek, biçerdöveri çalıştırmak gibi. Büyümenin çekip gitmek, yaşlanmak, ölümlere tanık olmak, Mora’yı şimdiki gibi bulmak olduğunu bilmiyordum.” Ay ve Şenlik Ateşleri, Cesare Pavese,Sayfa 70, Çeviren: Rekin Teksoy, Can Yayınları
Görsel: Londra Saatchi Galeri’de sergilenen bir eserin fotoğrafı
Reklamlar
Bu yazı havadan sudan içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s