Verona, İstanbul ve aşk


Aslında bu aşk üstüne bir yazı ama parçaları birleştirip ortaya aşkı çıkarmak okuyana bırakıldı. Çünkü yazanın zihninde İstanbul ve Verona birbirine karışmış bir halde. Düşünceleri, ufak bir esintiyle dönerek uçan kavak tozları gibi, bir araya toplamaya çalıştıkça dağılıyor. Kendini dün akşam gün batımında Boğaz’ın kıyısında, bulutla, denizle, ayla cilveleşen gökyüzünü seyrederken kaybettiğini; bunda iki saat boyunca  billur sesinde ruhunu yıkayan Sertap Erener’in de payının olduğunu söylemeliyim. “Aşk vur yürekten. Aşk yak gönülden. Aşk geç tenimden. Gel gir dünyama.”
Sabah, İstanbul’un sağanak yağmuru Verona’yı çağrıştırdı. Oysa yaz sıcağında gittiği Verona’nın hiç yağmurlu halini görmemişti. Belki de Verona’ya aşık olduğum “Letters to Juliet” filmini kışın yağmurlu bir gününde izlemişimdir diye düşündü. Camı açıp yağmurdan derin bir soluk aldı, Verona’nın baş döndüren yasemin kokununu çekti içine. Tıpkı filmi izlediği akşam olduğu gibi tüm varlığıyla Verona’da olmayı istedi. Sokaklarında dolaşırken çektiği fotoğrafları açtı, ordaymış gibi yapmaya çalıştı. Yağmurdan kaçan bir serçe camın pervazına kondu. Serçeyi seyretti; bakışı karşıdaki evin çatısından dut ağacına ordan cevize, cevizden diğer çatıya ve ordan çam ağacına doğru sekti, denizin mavisinde durdu. İstanbul’u düşündü, gitmekten vazgeçti. 
Hamiş: Verona’dan fotoğraflar eklemeyi düşündüm yazıya ama sonra vazgeçtim. Nasılsa daha önceki İtalya yazılarımda kolajlar vardı. Hem filmi izleyerek gezmek dururken… “Letters to Juliet” filmini şimdiye kadar izlemedinizse, şimdi tam zamanı, yağmur yağıyor : http://www.letterstojuliet-movie.com/

Elbette Verona Romeo ve Juliet’siz, onlarda Shakespeare’siz olmazdı.
“Romeo: Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
biz dönünceye dek siz parıldayın diye.
gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde;
utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı.
gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte
gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.’
Juliet: Bana Romeo’mu ver; sonra öldüğünde
al da küçük yıldızlara böl onu;
onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki,
bütün dünya gönül verip geceye,
tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe…”
“Romeo: Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı.
Juliet: Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
Romeo: Öyleyse ver bana günahımı geri?
Savaşır gözlerimle gönlüm öldüresiye
Senin güzelliğinin ganimeti yüzünden:
Gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye,
Gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden.
Gönlüm bildirir senin orada yattığını
Öyle bir hücredeki giremez billur gözler;
Gözüm inkara kalkar gönlün anlattığını,
Güzel yüzünün ona sığındığını söyler.
Gönlü dinleyip karar vermek için toplanır
Düşünceler kurulu:soruşturur hakçası
Kurulun yargısıyla bir karara bağlanır
Seven gözün payıyla duyan gönlün parçası..”*
Orjinal metne online ulaşmak isterseniz: http://www.william-shakespeare.info/act1-script-text-romeo-and-juliet.htm
*Romeo & Juliet, William Shakespeare
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Yayınları, Remzi Kitabevi
Çeviren: Özdemir Nutku – 160 sayfa, Ciltsiz. hamur, ISBN: 975-14-0234-4; Boyut: 13cm x 19cm; Baskı Tarihi: 2000, Özgün Dili: İngilizce, Özgün Adı: Romeus and Juliet
Alıntı: http://www.okusana.net/romeo-ve-juliet.html
Reklamlar
Bu yazı edebiyat, havadan sudan, İtalya içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s