güneşten kaçan ve …


Yaz, duvarların dışına çıkmak, güneşi umursamadan denize girmek ya da kendini sokakların ritmine bırakıp saatlerce dolaşmak demek yerine güneşten köşe bucak kaçmak demek olunca; gölgeye, çoğu zaman da binanın içine saklanan kişi düşünmeye başlıyor: Sınırlar bu kadar daralınca ne yapmalı da soluksuz kalmamalı?
Akşamüstlerinin, gecenin değeri paha biçilmez hale geldiğinden, bu zamanlarda dört duvar arasına kapanmak yerine ne yapıp edip kendini açık havaya çıkarıyor. Yaz aylarında, çiçeklerin, çiftleşen serçelerin ve güneşten kaçanın en sevdiği yer balkon. O yüzden güneşten kaçan, evde olduğu tüm saatlerini: akşam üstlerini, günbatımlarını, geceyi ve seher vaktini, balkonda yasemin, hanımeli, turuncu ve kırmızı sardunyalar, biberiye, nane saksıları ve mor petunyaların arasında; denk gelirse dost muhabbetlerinin eşliğinde, gökyüzünün renkten renge girişini, ayın hilalden dolunaya dönüşünü, şehrin ışıkları elverirse bir kaç yıldızın pırıltısını seyrederek, kitap ve karpuzu yanından ayırmadan geçiriyor. Kendini güneş kremiyle güzelce kapladıktan sonra, gölgeden gölgeye sekerek Kadıköy ve Moda’nın ara sokaklarında, denize bakan ağaç altı çay bahçelerinde, dondurmacı önlerinde vakit geçirdiği de olmuyor değil elbette. Korular, ormanlık alanlar, orman içindeki göl kıyılarıysa fırsat buldukça koşulan yaz cennetleri.     
Yazının hatta bir süre yazın müziği olsun diye: http://fizy.org/#q/kaybedenler+kulübü
Geçtiğimiz hafta boyunca, ofis saatlerinden, trafikte takılı kalmaktan, uykudan ve dost sohbetlerinden arta kalan tüm zamanlarında güneşten kaçana eşlik eden filmler ve kitaplar:
                                                                                
“Kaybedenler Kulübü”: 90’larda onları dinlemişseniz filmi kaçırmamışsınızdır, dinlemediniz ve henüz tanışmadınızsa kesinlikle izlemelisiniz. Hatta üstüne Reportare’de yayınlanan 17 sayfalık söyleşiyi okumalı, Altıkırkbeş Yayınlarının sayfasında gezinmelisiniz derim.
Söyleşi için : http://www.reportare.com/index.php?option=com_content&view=article&id=75%3Akaybedenler-kuluebue-bir-kadkoey-roeportaj&catid=34%3Aroeportajlar&limitstart=1
Altıkırkbeş Yayınları: http://altikirkbes.wordpress.com/category/altikirkbes-yayin-manifestosu/
 “Mustafa Hakkında Herşey”: Fikret Kuşkan ve Nejat İşler’in oyunculuğu için bir kaç yılda bir tekrar tekrar izlenecek bir film. Ben öyle yapıyorum.
“İncir Reçeli”: Hayat, aşk, acı, sevgi, ölüm… Oyunculuklar da konu da güzel.
“Av Mevsimi”: Televizyonda denk geldi izledim, iyi de oldu. Şener Şen, Çetin Tekindor ve Okan Yalabık, her zamanki gibi, iyiler.
                                      
“Palomar” Italo Calvino : Mükemmel! Üstüne ayrı bir yazı mutlaka yazacağım.
“Cehenneme Övgü” Gündüz Vassaf: Nasıl şimdiye kadar okumamışım? Ya hiç okumamış olsaydım? Siz de okumadınız mı yoksa?
“Tepedeki Ev” Cesare Pavese: Öykünün geçtiği zaman olarak “Ay ve Şenlik Ateşleri”nden öncesi… Okumadınızsa ıskalamayın derim.  
“Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” Jose Saramago : Saramago’nun kendine özgü diliyle, Portekiz’de değil sanki Türkiye’de, aslında dünyanın herhangi bir ülkesinde, insanlar ölemiyor olsaydı olacaklar üstüne; keyifli, düşündüren bir roman.
Reklamlar
Bu yazı edebiyat, hayat, sinema içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s