Geriye sadece gözyaşı kalır. Ağlayalım o halde!


“mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun
sevgim acıyor” *
Sevdiği, canım dediği, belki de gerçekten canından çoğalan birinin ölümünü yaşayanlar, ancak onlar gerçekten bilirler o acıyı. Gerisinin yaptığı sadece büyüklüğünü hayal etmektir, o kadar. Bu yazıyı yazanın yaptığı da acıyı yaşamayan olarak sadece tahmin etmektir. Gözyaşlarının sebebiyse tahmin etmenin acısının bile dayanılacak gibi olmamasındandır.
Bir gün mesela eşinizin, çocuğunuzun, sevgilinizin, annenizin, ev arkadaşınızın eve gelmesi gereken saatte gelmediğini düşünün. Biraz beklediğinizi, sonra cep telefonunu aradığınızı ve telefonu açan olmadığını ya da kapalı olduğunu; olması muhtemel yerleri aradığınızı ve orda da olmadığını, görüşmüştür dediklerinizi aradığınızı ve onların da o gün hiç görmemiş olduğunu; paniği, hücrelerinize yayılan şiddetli titremeyi, evin içinde eliniz başınızda sakin düşünmeye çalışırken gözünüzden akan yaşları, pencelere gidip dönüşünüzü, onlarca kez daha farkına varmadan gidip döneceğinizi, karakol, trafik polisi, hastane, kim aranır başka diye çaresizce çırpındığınızı, dur durak bilmeden açılmıyor olmasına rağmen cep telefonunu aradığınızı, şehrin bütün sokaklarını tek tek dolaşmak için sokağa fırladığınızı ama ya gelirse diyerek bir ayağınızı evde bıraktığınızı, kalbinize batan pençeyi, gözyaşınıza karışan kanı, soluk almadan nasıl dolaşabildiğinize hayret edemeyişinizi, karanlığı, çaresizliği, kaybetmeyi, ölümü düşünün. Ve ulaşamadığınızın çocuğunuz, kardeşiniz, babanız veya anneniz olduğunu düşünün üstüne de.
“artık şaşıyorum gözyaşına
hiç unutamam çünkü pazarcıların
haftanın her günü öteye beriye
öteye beriye gözyaşı taşıdığını
yukarlarda en uzaklarda
bir orman kaçkının
ormana sığındığını”*
Peki, canım dediğini ölümün kan, ateş ve buzdan müteşekkil sarayına bile bile göndermek? Mecburen, çaresizce, istemeye istemeye, Allah’ım n’olur sen onu koru diyerek, gözyaşıyla, aklını yitirdiğini sanarak, kadın olmanın kimsesizliğiyle susarak, doğurmayı ve yaşatmayı değil, öldürmeyi  ve ölümden güç almayı bilenlerin ellerine teslim etmek; her gün ölmek, her saat ölüm haberini duyacağından korkmak, soluğunu tutmak, hayalete dönmek, erimek, tükenmek ve çaresizce beklemek… Gidenlerin yüzde ne kadarının döndüğünün ne önemi var; senin canın bir sayı değil ki, karnında taşıdığın, yumuk ellerine aşık olduğun, gününü gününe kattığına nasıl bir sayı dersin ki? Ah! Ölen var haberini duyduktan sonra ölenin kim olduğunu bilene kadar geçen zamanda senin kaç kez öldüğünü, aklı zayilere karıştığını kim anlar bunu yaşayandan başka? Kimlik tespit çalışmaları yapılanlardan da olabilir canın, kimliksiz etkisiz hale getirilenlerden de; bu memlekette de olabilir bu yaşananlar, dünyanın herhangi başka bir memleketinde de; toplu ölülerin arasında da olabilir, bir başına da. Çoğu zaman gücünü yaşamdandan değil ölümden ve şiddetten alan insan türü, bilinen tarihi buyunca ne kurban etmekten vazgeçti, ne kurban törenlerinde kendinden geçmekten, ne de kurban törenleri için kurallarla, vaadlerle, tehditlerle, öte dünya hayalleriyle, bu dünya nimetleriyle kandırıp kurban seçmekten. Olan, canından can eklediğini kurbandır diye elinden alana, boynunu büküp, acıyla bakan, çaresizlikten, korkudan, ağlamaktan ruhu, aklı, bedeni kuruyan kadınlara oldu. Hep, hâlâ ve bundan sonra da…
Başta da dediğim gibi bu yazıyı yazanın yaptığı, acıyı yaşamayan olarak sadece tahmin etmektir. Gözyaşlarının sebebiyse tahmin etmenin acısının bile dayanılacak gibi olmamasındandır. Bundan sonra böyle acılarla canını kaybetmesin kadınlar der yüreğinin en derininden ama aklı, “kurban törenleri değişir fakat biter mi emin değilim” diye cevap verir umutsuzca. Geriye sadece gözyaşı kalır. Ağlayalım o halde!
“şimdi artık serinle mülküm
çıkar papucunu ve gözyaşını
ellerin bir demet güvercin olarak
uçursun uzaklara yukarlara sevdamızı
taşınmaz hiç bir şeyini tutma
aldığın soluk verdiğin kadar olsun
dağlar ve ateş ve kan varken
şakaklarım zonguldak gibi uğuldarken
şaşıyorum gözyaşına”*
* Turgut Uyar
Reklamlar
Bu yazı hayat içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s