“Durma kendini hatırlat”


“Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım”*
Bir şeyi kafaya takmakla, bir şeyin kafaya takılması aynı şey midir? Yoksa aynı kelimelerin arasını dolduran başka başka anlamları mı vardır? Kafaya taktığım için mi, kafama takılır? Bir nesne, durum, kişi, şey benden bağımsız olarak zihnime gelip yerleşebilir mi? Dil, zihin ve şeyler, esneklikleri ve sınırlarının genişliği ile insana, sonsuz gibi gelen -belki gerçekten de sonsuz olan- bir düşünme alanı yaratıyor. Bazen, aramaktan/düşünmekten vazgeçtiğimiz bir şeyin, günlük hayatın sıradan bir ânında kafamızın içinde belirivermesi yani kafaya taktığımızın, takıldığı yerden çıkması, aslında biz farkına varmasak da takıldığımız şeyin etrafında dur durak bilmeden dolaşıyor olduğumuzu göstermez mi?  Bence aşk bir kafaya takılma halidir, sizce?
“Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım”*

* Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar

 

 

Reklamlar
Bu yazı hayat içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s