ağırlık merkezi, Pisa ve yine denge…


Piazza dei Miracoli (Mucize Meydanı)’nındaki katedralin 58,36m yüksekliğinde, zemini 55metrelik alanı kaplayan, 14.453tonluk çan kulesi Pisa, zeminin yumuşaklığından dolayı güneye doğru, şimdilik 5,5derece yani yaklaşık 10% eğimli. Buna rağmen yıkılmamasının sebebiyse ağırlık merkezi izdüşümünün, kulenin temel dairesinin içinde kalıyor olması. Elbette bir gün bu izdüşümü daire dışına çıkarsa, kule bulunduğu Mucizeler Meydanı’nın mistik adına aldırmadan yıkılıverecek. Mart 1989’da Pavia kulesinin beklenmedik şekilde yıkılması üzerine, İtalya hükümeti 1990 yılında farklı disiplinlerden  gelen bir grup araştırmacıdan oluşan kurtarma komitesinin, sağlamlaştırma ve restorasyon çalışması yapabilmesi için kuleyi bir süreliğine ziyarete kapatmış. Nihayetinde kulenin ağırlık merkezini değiştirmek için çeşitli ekleme ve çıkarmalar yapılarak; elbette kulenin turist çeken tarihi eğriliğini bozmadan, Pisa’yı tahminen 300 yıl daha eğilip yıkılmaktan kurtarmışlar. Kule 2001 yılında tekrar ziyarete açılmış.
Denge konusunda bizim de kuleden yok aslında bir farkımız. Duygusal ya da fiziksel ağırlık merkezimizin yerini değiştirdiğimizde, devrilmemiz an meselesi. O yüzden olsa gerek, bilincine vararak ya da çoğu zaman varmadan, sürekli hayatımızdaki dengeleri kontrol etmemiz. Adımlarımızın boyu, sırtımıza aldığımız çantanın ağırlığı, giydiğimiz ayakkabının puntosu değiştikçe bedenimizi ona göre eğer, büker, ona göre koşar, yavaş yürür ya da zıplarız. Ya da sevgiliyi kıskanıp düşe yazmakla bulutlara takılıp uçuşmak arasında; “Batsın bu dünya!” deyip yerlere yeksan olmakla “Ey, hayat!” diye seke seke dolaşmak arasında; sevgi, nefret, öfke, umursamazlık, açlık, tokluk, yorgunluk, uyku, neşe, gözyaşı ve daha milyonlarca şey arasında sürekli seçim yaparız. Böylece hayatımızın ağırlık merkezinin izdüşümünü ayağımızı bastığımız yerin içinde tutmaya çalışır; koluna girdiğimiz, hayatımıza dahil ettiğimiz birileri varsa onların ağırlık merkezlerini de gözden kaçırmamaya çabalarız. Şanslıyız! Kule gibi düşünce dağılsak bile, durup kendimizi sarmalayıp sağaltınca yeniden ayağa kalkar, yürümeye devam ederiz. Öyleyse yaşasın ağırlık merkezi, yaşasın denge! Canım Turgut Uyar’ın “Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır” şiirinde dediği gibi: Ama ağaçlar şöyleymiş, ama sokaklar böyleymiş, ama sizin adınız ne, benim dengemi bozmayınız.
Eşlik eden müzikse şiirin Sezen Aksu sesinden yorumu : http://fizy.org/#q/denge
 
Reklamlar
Bu yazı geziler, havadan sudan, müzik, İtalya içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s