sevgilim bir tanrı:Nettuno


 “Annesinin prensesi” diye sevilmesine rağmen büyüdüğünde gerçek bir prenses olamayacağını fark ettiğinde, sanırım ilkokula yeni başlamıştı. Öğretmenin söylediğine göre prenses olmak için babasının kral olması lazımdı; gerçi bir tek o değil hiç kimse prenses olamazdı, çünkü ülkede kral yoktu. Ama okuduğu masallara göre bir prens ona aşık olursa prenses olabilirdi. Kurbağaları öpse de prense dönüşmeyeceklerini ve ülkenin üç yanının prenslerle değil denizlerle çevrili olduğunu anlaması içinse biraz daha zaman geçmesi gerekti. Sonunda bir gün, şehrin sokaklarında ne kadar tuhaf görüneceğine aldırmadan, beyaz atının yelelerini savurarak gelip kapısının zilini çalacak bir prensin olmadığını da öğrendi. Çünkü tüm prensesler gibi prensler de masal kitaplarında yaşardı; hayat masallarda gerçekte olduğundan daha kolay olduğu için de hiç biri kitabın dışına çıkmayı istemezdi.
Derken Poseidon çıkageldi. İhtişamlı, yakışıklı, kudretli… Öylesine bilge, öylesine cazibeli ama bir o kadar da sessizdi ki gerçek olduğuna inanmadı. Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, Ankara’da ya da  okyanusların derinliklerinde, mercanlar ve deniz çiçekleriyle süslü muhteşem sarayında yakışıklı bir tanrı yaşarmış. Zeus ve Hades’in kardeşi olan bu tanrının adı Poseidon’muş, yunusların, deniz atlarının ve diğer deniz canlılarının çektiği iki tekerlekli arabasıyla dolaşır, denizlere, yeraltı sularına ve depremlere hükmedermiş. Poseidon’u ikinci kez gördüğünde Gaziantep’te Mozaik Müzesindeydi, muhteşemdi! Prensler gibi korkaklık edip masalların içine saklanmadığını nihayet anlamıştı ama yazık ki geç kalmıştı. Gözleri ona baksa da yanında sevgilisi deniz dibi tanrıçası Amphitrite vardı.  
“Ben
suymuşum
Thales
Söylüyor”*
Ama insan bir kez masallara inanmaya görsün, mutlu sonları bekler; yolunu şaşırsa,  sirenler tarafından baştan çıkarılsa, tek gözlü devle savaşsa, başka ülkeleri dolaşsa da sonunda  kahramanın sevgilisiyle bir şekilde bir yerde buluşacağına inanır.  Mutlu sonla mı biter masal bilinmez ama kadın İtalya’da Poseidon’la bir kez daha karşılaşır. Adı değişmiş, Nettuno olmuştur ama kudretinden, cazibesinden ve seksiliğinden bir şey kaybetmemiştir. Aylaklığın keyfiyle dolaştığı sokakların birleştiği geniş meydana geldiğinde, kalbi duracak sanan kadın, fırtınalara hükmeden kollarıyla Nettuno onu sarıp:  “Yeter artık, kaçma!” dediğinde, prensesleri ve mutlu sonları düşünerek gülümser.  
“Su
seni soruyor
senin
ayağına geldi” *
*İlhan Berk

 

 

 

 

 

Reklamlar
Bu yazı havadan sudan, İtalya içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s