noktaları birleştirince ortaya çıkan


Haftasonu Ankara’ya, bölümün mezunlar buluşmasına katılmak için ODTÜ’ye gittim. Yaklaşık yedi senedir düzenli olarak tekrarlanan buluşmaya üç sene aradan sonra ikinci katılışımdı. 1967-2010 yılları arasında mezun olanlar, öğleden sonra bir kaç saat ve akşam yemeğinde bir aradaydık. Dersler, sınavlar ve zorunlu bağlar olmadan bölümde olmak, arkeoloji müzesinin antik çağlar değil de yakın geçmiş bölümünü gezmek gibiydi. Oradaki çoğu şeye ve kişiye geçmişte kalan duygularla –sadece olumlu değil, olumsuz veya nötr duyguları da kapsayan; kimi şey ve kişilere ise geçmişten şimdiye kesintiye uğramadan devam eden sevgiyle bağlı olmak… Bir durum, yer veya ilişki ile aramıza giren mesafe -bu ister zamansal isterse mekansal mesafe olsun, nerdeyse fark etmeden benzer etkiyi yapıyor kanımca- duygularımızı açık seçik görmemizi sağlıyor. “Araya mesafe girdikten sonra duygularının ne olduğunu anlasan ne olacak?” demeyin. Çünkü, o duygu hali ile aldığımız kararları, söylediğimiz sözleri fark etmek, kendimizi olumlamak ya da yanlışlarımızı görmek, nihayetinde kendimize bir adım daha yaklaşmaktır aslında. Nerede okuduğumu hatırlamadığım bir yazıda: “İnsan yaşarken birleştiremez noktaları. Ancak geriye dönüp baktığında noktalar birleşir ve geçmişte ne olduğunu, nasıl biri olduğunu, kendini görür” diyordu. O yüzden haftasonu herkesle birlikte bölümde olmak keyifli bir deneyimdi. Bir süre, ağaçların altındaki bankta oturup, dört yıl boyunca buralarda dolaşan, hayaller kuran kendimi seyrettim. Noktalarımı birleştirdim. Gençliğin tecrübesizliğiyle vazgeçtiklerimi hatırladım. Yılların insana kalın duvarlarını indirmeyi, kendini olduğu gibi ve kararınca sevmeyi, insanlara kızgınlıktan önce sevgi duymayı öğrettiğini düşündüm. Bir de ‘gençliğin bencilliği’yle sakınmadan söylediğim ayrılık sözlerini, kırdığım kalpleri…  Ah, hayat! “Ve bir adam şöyle dedi: ‘Bize kendini bilişten bahset.’ Ve o cevap verdi: ‘Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir. Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur. Düşüncelerinizde daima bildiğinizi, kelimelerde de bileceksiniz. Rüyalarınızın çıplak bedenine parmaklarınızla dokunabileceksiniz. Ve böyle de olması gerekir. Ruhunuzun saklı kaynağı yükselmeli ve çağıldayarak denize doğru koşmalı; Ve o zaman, sonsuz derinliğinizin hazineleri gözlerinizin önüne serilecektir. “*
 *Halil Cibran
Reklamlar
Bu yazı hayat içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s