Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk


“Ama evet, bir karakter sahibi olmanın, tıpkı Rönesans sonrası resimde bir üslup sahibi olmak gibi, modern dünyada kitlelerden, diğer insanlardan farklı olmak gibi itibarlı bir yanı da vardır. Ama roman kişisinin karakteri değil, içinde yaşadığı manzaraya yerleşmesi, olaylar ve şeylerle çevrilmesidir daha belirleyici olan.” Sayfa 54
“Roman sanatının belirleyici sorusu, roman kahramanlarının kişilikleri, karakterleri değil, romandaki âlemin onlara nasıl göründüğüdür.” Sayfa 55
“Roman sanatını siyasi yapan şey, yazarların siyasi görüşleri ya da üye oldukları partiler değil; kültür, sınıf, cinsiyet vs olarak kendimize benzemeyen birisini anlamak, ahlaki, kültürel, siyasi yargıdan önce şefkat duymak, yani bütün bu özdeşleşme ihtiyacı ve onun gücüdür.” Sayfa 55
“Roman sanatı kendimizden bir başkası gibi ve başkalarından kendimiz gibi söz açabilme hüneridir. Ve tıpkı kendimizden başkası gibi bahsedebilmemizin bir sınırı olduğu gibi, kendimizi başkalarının yerine koyabilmemizin de bir sınırı vardır. Kültür, tarih, sınıf, cinsiyet farklılıklarını aşıp her türlü kahramanı yaratabilmek –kendi dışımıza çıkıp bütünü görme, araştırma isteği-, roman yazmayı ve okumayı çekici yapan temel bir özgürleşme dürtüsü olduğu kadar, insanı insan yapan “anlama” sınırlarının farkına da varmaktır.“ Sayfa 56-57
Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk, İletişim Yayınları
Reklamlar
Bu yazı edebiyat içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk

  1. Bahar dedi ki:

    Pamuk’un “… Ve tıpkı kendimizden başkası gibi bahsedebilmemizin bir sınırı olduğu gibi, kendimizi başkalarının yerine koyabilmemizin de bir sınırı vardır.’ sozune katilmiyorum.. Karakter yaratmak bir tasarim konusudur.. Yazar, kurgu evreni icinde o karakteri yaratirken o evrenin gerektirdigi her konuda kendini soz konusu karakterin yerine hicbir sinira yenilmeden koyabilmelidir.. Aksi takdirde okuyucu o karaktere inandiramaz.. Diger taraftan karakterin, okuyucunun bilmesini gerektirmeyen yonleri de vardir.. Anna Karanina’nin ispanak sevip sevmedigi o kurgu evren icinde beni zerre kadar ilgilendirmez.. Kurgu evrenin neyi gerektirip, neyi gerektirmedigi bir sinir degil, edebi bir tasarimin gerektirdigi titiz bir tercih meselesidir..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s