Etimden ilk çiviyi bir su kıyısında çektim. Aynı sıkıntının şekil değiştirerek sürekli karşıma çıktığını fark ettiğim o uykusuz uzun gecenin sonunda. Çekmeye başladığımda ne saplanan en eski çivilerden biri olduğunu biliyordum, ne de çıkarmanın bu kadar zor olacağını. Sesleri, dokunuşları, renkleri, isimleri, kokuları, şekilleri, bakışları ile benim dediğin herşey arz-ı endam etti zihninde. ‘Sahipsin‘ diyordu çivi. ‘Neye?’ diye sordu yengeç. Bilmiyordun. Çiviyi çekerken suyun dalgalanışını, dalgaların birbirine dokunuşunu, suyun parmaklarından bileğine gidip gelişini ve bir süre hiç dalgalanmamış gibi kıpırtısız kalışını; güneş ışıklarının suda kıvılcımlanmasını, rüzgarın dokunuşlarının sudaki yansısını, yıldızların suya düşüşünü tekrar tekrar seyrettin. Ölçülemeyen bir zamanın sonunda etinin içindeki uç çıktı.

Yengeç bir kez daha ”Neye sahipsin?’ diye sordu. 

Görsel: Django Seven
Reklamlar
Bu yazı kaçış planı içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s