‘Hiç kimsenin kafesine 
Koyamayacağı bir kuş
Kaçmasını öylesine 
Uçmasını böylesine 
Unutmuş
Bir insan sesine 
Gelip konmuş.’ *

Pazartesi sabah: Uykusuzluk. Kelimeleri tek başına anlıyorum ama lütfen cümle kurmayalım. İki bardak demli çay, bir fincan kahve. Sabah serinliği. Pazartesiler tatil olsun, kumsalın birine atsınlar şezlongu akşama kadar uyumak istiyorum. Şşşt! Sessizlik. Ofiscek pek yormuşuz kendimizi belli. ‘Ya aslında piller gibi şarj olsak biz de. Elimizi koysak bir ekrana artık enerji mi verirler, elektirik mi verirler. Umurumda değil’ , ‘Bir kahve daha mı içsek?’, ‘Robot muyuz fişe takacaklar, uyku uyku başka bi şey değil’ , ‘Uyusak ya, beş dakika be!’. Gelen e-postanın sonunda yazan ‘iyi haftalar’ lafını ‘iyi haftasonları’ anlayacak kadar ey!
Ankara. Cumartesi Balkon bahçede akşam üstü serinliği, çay ve duman. Hoşgeldiniz, özlenmiştiniz! Hatay Meyhanesi’ne gidiyoruz, seveceksiniz. Közlenmiş patlıcan salatası, kavun, peynir, kekik salatası, buz olsun evet. ‘Bu toptan içine devrildiğimiz. Bu bir şey, bir değirmi. Anlatılmaz bu, bu bir gülümseme.’** Uykusuzluk adettendir böyle gecelerde, kelimeler bitse susarak anlatmaya devam eder insan. İki saat uyuyalım hadi.  Tlink!Tlink! Okyanus üstünden gelen mesaj: ‘Şu anda dev Boeing 777-300 üzerinde bulutların üstünden sana yazıyorum. Uçakta free wi-fi var!’ Güneş doğmak üzere. ‘İyi uçuşlar’
Pazar. Çengelköy Çınaraltı’nda boğaza nazır bir sabah. Şu gökdelenler ne çirkin, off! Göğe bakalım. Derken, Tarlabaşı’nda bir sokak kahvesi, Arapça müzikler, nargile kokusu, Beyrut flash back. Bilmem kaçıncı kez Albert Einstein’ı ve Özel Görelilik kuramını düşünüyorum: « Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. O halde; cisim, hareket ve zamandan birinin diğerine bir önceliği yoktur. Galileo”nun Görelilik Prensibi, zamanla değişmeyen hareketin göreceli olduğunu; mutlak ve tam olarak tanımlanmış bir hareketsiz hâlinin olamayacağını önermekteydi. Galileo’nun ortaya attığı fikre göre; dış gözlemci tarafından hareket ettiği söylenen bir gemi üzerindeki bir kimse geminin hareketsiz olduğunu söyleyebilir. »*** Kaliforniya, Tahran, İstanbul ve mesafeyi umursamayan dostluklar. Akşam, Beyoğlu, Kurabiye sokakta Deep Restoran. ‘Bir yere geldik ki. Güneş heyy! Ay, ayy!’**
Kurmaca ya da gerçek bu hayatta sahip olduğum en değerli şey: üzüntümü, neşemi, yorgunluğumu, kızgınlığımı, mutluluğumu, acımı paylaşlaşabildiğim, gelip sesine konabildiğim insanlar. Olmasalardı ruhum donardı. Biliyorum.
*Özdemir Asaf
**Cemal Süreya
*** Albert Einstein
Görsel: Cemal Süreya’nın “Bakaç” adlı çizimi ‘Hatay Meyhanesi Defterleri’ (YKY)’nden; kaynak: http://www.evvel.org
Reklamlar
Bu yazı havadan sudan, hayat içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s