Provence, Fransa (2)


Yıllardır her yolculuk öncesi sorduğum soruyla başlıyorum çantamı hazırlamaya: Ne buluyorum yolda da sürekli yolculuk halinde, değilse hayalindeyim? Cevabın yirmili yaşlarda yeni yer görmenin heyecanı, otuzlu yaşların ilk yarısında algı açıklığıyla ‘keşfetmek’ olduğunu sanmıştım. Ama otuzlu yaşların ikinci yarısında fark ettim ki yol’un hayatımdaki anlamını daha temelde, kendi varoluş tanımlarımda aramalıyım. Böylece yolculuklar mekandan ve zamandan bağımsız kendimi hayatta konumlandırmaya çalıştığım ‘an’lara dönüştüler. Yaptığım, ritimleri, saat alarmlarını, önceleri susturup, üst üste binen yaşamlarım hayallerim hallerim arasında; kimi zaman anlamadığım bir dilin kelimeleri arasında konuşkan, kimi zaman ana dilimde suskun; çocukluğumu, gökyüzünü, sevdiğim kokuları ve sevdiğim bakışmaları nereye gitsem yanımda taşıdığımı bilmenin rahatlığıyla; ana caddelerde, ara sokaklarda, tren garlarında, yol kenarlarında, vitrin camlarında, ürkütücü gece yarılarında, şıkırdım çiçeğe durmuş limon ağaçlarıyla çevrili bir iç avluda, yüzyıllar öncesinden kalan duvarın dibinde, kilise vitraylarında cami kubbelerindeki oymalarda, bir ülkenin göbeğinden geçen ırmağın yeşilmavisinde ez cümle geçtiğim gördüğüm durduğum her yerde kendimi dağıtıp yeniden toplamaktı. Yolda olmak, yolda çoğalmak, yolda dağılmak, yola eklenip yol olmak. Peki neden? Henüz bilmiyorum.

“Gezginlik de, öte yandan, hiçbir bağlantı taşımaksızın, salt gezmek için gezmek haline gelebilir rahatlıkla, kolayca — bu kez de tam bir boşluk… Zincirlerin —gergin ya da gevşek— tam yokluğu da, boşluğa köle olmaktır. Köleliğe tek çare, herhalde, zincirlerini koparmak ve zincirsiz kalmak değil, kendi zincirlerini kendisi yapmış, kendisi kendi ayaklarına takmış, bağlamış olmaktır — özgürlük de budur… (Hani, “kendi kendisinin efendisi olmak”tan söz edilir ya…) Düşüncenin devinimi, düşünen kişinin devinmesidir ancak — onunla gerçekleşebilir ancak: Yerleşik kişinin düşünceleri de durağan olur. Çünkü, içinde yeniye yer bırakmayan bir ‘düzenliliği’ yaşayan kişi, aslında, üst anlamda bir düzensizlik yaşıyordur — içinde yeniye yer tanımayan bir ‘düzen’, eskinin düzensiz karışımlarından başka bir yere ulaşamaz. Her an ayrıyı, aykırıyı, yeniyi yaşayan kişi, düzenli bir yaşam yaşıyordur.” Yer, Yön, Yol -Oruç Aruoba
Reklamlar
Bu yazı geziler, kaçış planı, yengecin gördüğü içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s